Wednesday, November 4, 2009

Cadilar Bayrami

Aslinda siralama sasti. Once cadilar bayrami vardi,31 Ekim. Ertesi gun hayvanat bahcesi gezisi. Ayni gun Findikli kurabiye ve Findikli-cikolatali kek. Birkac gun sonra limitsiz yedigim kurabiye... Yani simdi taa basa donuyorum, cadilar bayramina.

Kafami kurcaliyor... Yurt disinda buyuyen cocuklarin noel bayramina, tipki hristiyan bir cocuk gibi hazirlanisi.. Ya da yasadiklari ulkenin herhangi bir bayramina, ozel gunune dahil olmalari... Galiba buna karsi gelmek asil imkansiz olan. Ben yilbasinda evlerin isil isil olmasini seviyorum. Karsi komsumuz her sene ayni susleri cikartiyor ortaya, susluyor evini. cati boyunca siralanmis isiklar yanip yanip sonuyor geceleri. Icime garip bir huzur verdigi de dogru. Mesela su an suslemelerini beklemekteyim. Kosedeki belediye binasinin onune konacak isikli geyikleri de bekliyorum. Ama bana sorarsaniz evimi suslemedim hicbir zaman. Noel icin birsey yapmadim. Yilbasi da benim icin pek bir sey ifade etmez. Ekstra yenen kuruyemisden, ekstra senlikli tv den oteye gecmemistir hicbir zaman. Ama bu yil markette plastik bir balkabagi elime alip alsam mi almasam mi diye dusundum. Cocuklarin icine seker konmasi icin uzattiklari balkabaklarindandi. Evin onundeki ciceklerin arasinda guzel durabilir diye dusundum. Sonra amaaaan deyip yerine koydum. Ne isim olur, dedim. Ama elime almis olmam bile cok buyuk bir farkti benim icin. Onceden kafami cevirip bakmazdim, gormezdim bile. Tum evlerin onundeki suslemeler, marketlerdeki ivir zivir sonunda benim bile aklimi celdi. Ben her ne kadar uzaksam da bu memleketin adetlerine, kapimizi calacak olan cocuklar icin bir suru seker aliyorum tabii. Cocuklar elleri bos donmesin, gunun keyfini cikarsinlar, eglensinler. Seker ikram ederim ama susleme yapmam yani :) Kafami daha da karistiran bizim cocuklarin hali. Simdi pek bir sey anlamiyorlar ama ilerde? Okullarinda hazirliklar, bu konulu resimler vs yapildiginda havaya girmeyecekler mi? Bizden de evimizi suslememizi beklemeyecekler mi? Hatta belki seker toplamaya cikmak isteyecekler. Daha da otesi belki kostum giymek isteyecekler... Yasadigi yere uymasi bu mudur insanin? Kacinilmaz midir? Ben de Almanya'da buyudum. Ama yumurta boyadigimi hatirlamiyorum.Okula orda baslamadigim icindir. Belki orada okusaydim.. Komsumuz turk ailenin oglu yemekten sonra ellerini hristiyanlar gibi birlestirip amen derdi, gittigi anaokulunda ogrenmisti. Gelecegimizi merak ediyorum: Cocuklarimiz burada mi buyuyecek, burada mi okula gidecek? Ben bir gun ogullarimin elinden tutmus, bilmedigim bir kapinin zilini calip gulumseyen suratla iyi geceler mi diyecegim? seker mi toplayacagiz? Yasadigin yere uyum saglamalisin. Bu tamam, kesinlikle tamam. Ama onlardan biri imiscesine davranmak?..

Tabii Yunus bir sey anlamadi elenden gidenden. Onu tek ilgilendiren Metenin bahce kovasi icine topladigimiz sekerlerdi. Birini uzun ugraslardan sonra acmayi da basarmis, yemeyi de:)

Mete'nin de tam olarak ne olup bittigini anlamadigina eminim. Ama cocuklari bekledi. Onlar geldikce dedesi onlara seker verdikce, o da avuclarina seker doldurup onlarin torbalarina koymaya calisti.

Seker dagitma isi bu yil da babama kaldi. Hem cok eglendi hem de yoruldu. Kapi her acilisinda Yunus'u icerde tutmaya calismak ayni anda seker dagitmaya calismak kolay degildi.

Findik Yagmurunda Semsiyesizim !

Babamin koyden getirdigi 3 kavanoz kavrulmus findik + 7 hazir paket findik... Yani ne yapabilirdim? Descartes demiski: "Yagmur yagarsa yerler islanir" Islandi da !

findikli kurabiye1

Findikli Kurabiyenin(Tarif)cogunu buzluga kaldirdim. Kalani babam ve esime ikram edildi. Yalan yok, ben tam 3 tane yedim. Gelelim findikli ve cikolatali kek tarifine.

findikli ve cikolatali kek1

Yogun findik tadi ile harika bir tarif daha. Gerci ben ufacik bir dilim yiyebildim sadece. Hani gonul isterdi ki soyle guzel bir kahvenin yanina buyukce bir dilim alip tadina vara vara yemek...

findikli ve cikolatali kek2

Zeytinyagli Pirasa ve Mutlu Rejim

zeytinyagli pirasa

Keyfim gicir. Evde yalnizim, cocuklar dedeleriyle disarda, evin onunde. En sevdigim kurabiyelerden birini yapmisim ustelik bolca findik kullanmisim. Ustelik kurabiyeden limitsiz yemisim !!!! ooohhhhh ! iste hayat bu ! Simdi de yuruyuse cikacagim, acaba yedigim kurabiyeleri bu yuruyusle etkisiz hale getirebilir miyim ? :))))))

Bu zeytinyagli pirasayi bloga eklemem gecikti. Gecen hafta pisirmistim. Yunus cok sevdi. Ben de cok meraklisi olmadigim halde keyifle yedim. Tarife buradan ulasabilirsiniz.

Tuesday, November 3, 2009

47 Gun Kala Umutsuzluk

Bu ara istahim acilmaya basladi sanki. Acaba kendimde hicbir degisiklik olmadigini dusunmem yuzunden iradem mi zayifliyor? Bollasan pantolon yok hala... Dun gunluk yuruyusumu 4 den 6 km ye cikardim. Ama sadece yuruyus ile bu is cozulmeyecek sanirim. Bir de bugun Baking & Desserts adli bir kitap aldim. Icindeki tariflere daldim gittim. Eger sure bitip de 4 kilocugu veremediysem 6 ay yeni bir tarif deneyemeyecek miyim yani... Off ki of !

Saturday, October 31, 2009

Beynimi Kemiren Gümeler ve Findiklar

gume2

Kokulu uzum diyoruz biz, genelde de oyle mi deniyor bilmiyorum. Siyah uzum. Hani kabugunu yemeyiz. Iste o uzumun suyu (sira) , misir unu, biraz seker , cok az bugday unu kaynatiliyor. Boylece pepecura yapilmis oluyor. Onceden ipe dizilmis findiklar, pepecuraya batirilip ipe asiliyor. Asilanlar bir sure sonra ayni isleme tabi tutuluyor yine. Sonunda da kurumaya birakiliyor. Ortaya bizim cok sevdigimiz bir lezzet cikiyor. Pepecuranin hazirlanisi annemden, Findik dizme, batirma, asma islemleri babamdan. Yemesi bizden :)

gume1

Simdi bu gumeler butun gun mutfak tezgahinin uzerinde oylece duruyorken benim iradem nasil dayansin? Ustelik bunca zaman yememisken, bu kadar ozlemisken... Aslinda beni simdiden baska bir korku sardi. Kayinannemin gonderdigi kadayifi yapinca benim halim ne olacak ???

gume3

Ve findiklar. Her gorus alanima girdiklerinde arama motoruna findikli kurabiye yazmamak icin kendimi zor tuttugum findiklar. Daha once denedigim findikli tarifleri (mantar kurabiye, shape and bake kurabiyeleri, findikli kurabiye) tekrar yapmak icin duydugum buyuk istek! Oy oy oy !

findik

Friday, October 30, 2009

51 Gun Kala Buyuk Itiraf

1 bardak cola ictim :(
Ufak bir dilim tiramisu yedim :(

Bunun yanisira yuruyuslere tam gaz devam. Hergun 40 dk yuruyorum en hizli tempoda. Yediklerime dikkat ediyorum. Ama babamin getirdigi findiklar ve gumeler beynimi kemiriyor.

Tuesday, October 27, 2009

54 Gun Kala

Zayiflama Projemin 6 gununu geride birakmisim bile. Ilk gun midem rahatsizdi. Nerdeyse tum gun birsey yiyemedim. 6 gunde 3 kez yuruyus yaptim. Biri disarda site icinde, biri camliktaki yuruyus parkurunda 2022m., biri de kosu bandinda. Aksamlari salata agirlikli yiyorum. Dondurma yemiyorum. Aclik hissi ile dolaniyorum ortalikta. Bir de hulahop aldim. 15-20 dk ceviriyorum aksamlari. Ama yararli mi zararli mi tam kestiremedim...

Tuesday, October 20, 2009

Zayiflama Projesine 1 Gun Kala "Alelacele" Paskalya Coregi

Paskalya Coregi 1

Sanki kovalayan varmis gibi... Mutfakta ayni anda bir kac acil isi yaparken aradan bir de corek cikiverdi. Bugune pismesi sart miydi? - Sartti ! :) Yarin kilomu ogreniyorum, rejim basliyor, nasil yiyecektim bu corekten tadina vara vara... Yedim. Hatta abartmisim, aksam yemegi yerine gecmis oldu. Ama iyi de oldu, hem de pek guzel oldu. Tarifin sahibine cok tesekkurler.

Paskalya Coregi 2

Kendime Not: Seker oranini azcik arttir. Ve bir dahaki sefere tam olcu yap ve yagi tam zamaninda eklemeyi sakin unutma !

Monday, October 19, 2009

Bu Da Benim Projem Olsun !

Blogspotta geri sayim kutucugu varmis meger. Gorur gormez aklima ilk gelen ne icin geri sayim yapabilirim, diye dusunmek oldu. Aklima birsey gelmeyince de, bekledigim hicbir sey yok mu, bu kadar mi umutsuzum, hedefsizim, dedim. Ama sonra isik yandi. Hem de birkac gundur beni cok sikan bir konu ile alakali : (Yeni bir sey degil) Fazla kilolarim. Bu fazlalik oyle cok birsey degil ama zaten can sikan kismi da bu zaten. Az oldugu halde verememek beni bunaltiyor. Hepsi hepsi 4 kilo ! Yememekle olmuyor, denedim. Kosu bandi kapali kapi arkasinda sessizce beni bekliyor. Hatta, elbet duseceksin elime, der gibi duruyor. Tembellik ve zayif irade, kolkola geziniyorlar ruhumda. Sadece bir karar vermeye ihtiyacim var, ama gercek bir karar. ( Bu cok gereksizmis gibi gorunen yazi da, karar vermek icin kendime gaz verme niteligi tasiyor) Tumuyle inanmak. Yoksa yerlesecek bu 4 kilo. Hayatimin sonuna kadar benimle gelecek, 4 ile kalsa iyi, arkadaslari da gelecek. Yas 35. Acilen birseyler yapmali. Tamam 20'li yaslarimi gectim, iki dogum yaptim, gercekci davranarak eski-ideal kiloma 2 kg da ben ekliyorum. Hedef 52 kg. (52 yi goreyim, 50 hakkinda tekrar dusunurum :)

Geri Sayim kutucugunu soyle en ust koseye yerlestirecegim amaaaa sure? 3 ay? cok mu? 2 ay ?
Yalniz baslamak icin su anki kilomu netlestirmem lazim. Evdeki baskulden emin degilim. Fazla tarttigindan kuskuluyum. O halde klinikte tartilsam? Hamilelik kontrollerim boyunca tartildigim baskul ile gonul bagim var:))) Yine o soylesin bana aci gercegi ! O halde 2 gun sonra ogreniyorum ve basliyorum. Sureyi de sectim: 2 ay.

Gelelim kurallara:

1 Evimize hic girmezken nedense bugunlerde ayrilamadigimiz Cola ! Bu iki ay icinde Cola icmek yok, meyve suyu da yok. Sadece su !

2 Aksam dondurma keyfine son! Sam's Club'taki 4 cesit berry'li Sundae ile 2 ay sonra (odul babinda) (bu babinda kelimesini dogru yazdim mi acaba) bulusmak uzere simdilik veda ediyorum.

3 Aksam yemeginden sonra sadece su icilebilir, cok istenirse meyve. Baska abur cubur yok!

4 Ve kosu bandi ! Her gun ziyaret edilmeli !

Iste Proje : 60 gunun sonunda bu kotun icine rahatca girebilmek
(Bu kot su anki bedenimden 1 beden kucuk)

Projemi basari ile tamamlayamadigim taktirde :

Tam 6 ay yeni bir tarif denemeyecegim ! Oy oy oy !

Thursday, October 15, 2009

Her Zaman Degil

Bunca dert yakinirken uzakliktan ve yalnizliktan, bazen yine de cok daha uzakta olmak istiyorum. Telefonun, internetin ulasamayacagi kadar uzakta... Bazen...

Monday, October 12, 2009

Sosyallesmek Adina

Sirke (!) gittik. Ben nedense buyuk bir cadir beklentisi icindeydim. Izleyiciler icin egimli koltuk duzeni. Sirk muzikleri (boyle bir muzik cesidi yok herhalde ama benim kastettigim filmlerde izledigim sirklerde calinan muzikler, dinleye dinleye asina oldugumuz) caliyordu hafiften kafamin icinde, daha yolda iken. Havaya girmistim, yalan yok! Kafesten cikarilan aslan, trapez gosterisi, acayip komik bir palyaco (c harfi alttan noktali tabii), akrobatlar falan bekliyordum. Aslinda bileti odemeden once iceriyi gormus olsaydik, hic suphesiz eve geri donerdik. Ama biz elimizde biletlerle gittik. Gelmisken oturalim dedik. Bir kere cadir yoktu. Kapali bir basket sahasi. Oyle gicir gicir bir saha da degil, oldukca bakimsiz. Sahne kucuk bir yuvarlak. Iki yaninda uc sira dizilmis sandalyeler. Yer bulmak dert degil, biz en one yerlestik. Hatta herkes geldikten sonra bile on sirada hala bosluklar vardi. Arka siralar da bostu. Ama mesela klimasina diyecek yoktu. Bu, sicagi dort mevsim yasadigimiz memlekette, arabadan bina iclerine girene kadar kavrulmamiz, icerde ise donmamiz gelenegi sasmadi. (Bu arada bu ayda bu kadar sicak en son 30 sene once yasanmis, biz serin havalar beklerken hala kavruluyoruz. Cocuklari parka goturebilecegim havalari bekliyorum, kimbilir belki kasimda gidebiliriz ! ) Bir de soguk almis bulundum bu sosyallesme calismasinda.

Sozun ozu su bir zamanlar sirklerde -gercek sirklerde- calismis ve artik emekliligi yaklasmis bes arkadas sirkimsi birsey yapalim, biraz para kazanalim, demisler. Sunuslari yapan kadin 70 lerinde. Yilan gosteri'ni -ki gosteri yilanin 2 dakika boyunca omuzda tasinmasindan ibaretti.- yapan genc ayni zamanda palyaco idi. (Grubun tek genc elemani da oydu) Ayaginda borular, levhalar ceviren amca (!) guzel bir gosteri cikardi. Ama maalesef ciliz alkislara maruz kaldi. Hele bir "Amazing Marlin" vardi ki oy oy oy ! Lobut gosterisine cikti tamam . Palyacodan (Palyaconun gosterini anlatmiyorum bile.) sonra denge gosterisine yine Marlin geldi. Borucu amcadan sonra iple gosteri yapan yine Marlin'di. Hatta gosteri bitip ortaliga satilmak uzere balonlar, cocuklar binsin diye ponyler getirdiklerinde, Marlin yine ordaydi. Bu kez cocuklarin yuzune boya yapiyordu. Gercekten "Amazing" idi Marlin... Ben kopekler gosterisine kadar fotograf makinemi cantamdan cikarmadim bile. Icimden gelmedi. Mete de sonlara dogru ilgi gostermeye basladi sahnedekilere. Ona gore elindeki sirk biletleri, sahnedekilerde cok daha ilgi cekici idi. Yunus ise sirk muzigi yerine modasi gecmis pop sarkilari ile ellerini sallayarak ritm tutup eglendi. Sanirim ailecek zevk aldigimiz tek gosteri, kopeklerle olandi. Hepimiz pur dikkattik.

Sonuc:

1-"Olsun be, iyi ki gelmisiz." dedik. Konusacak yeni birseylerimiz oldu. Bizim icin fazlasiyla rutin gecen asosyal hayatimiza bu sirkimsi sey ( bile ) degisiklik katti. (Aslinda ne aci !)

2-"Bir gun gercek bir sirke gidelim muhakkak, bugunle kiyaslayip ne egleniriz ama ! "dedik.

3- Eglendigimizi farkettik !!! Sadece bize ait esprilere bir yenisi eklendi :)

4- Simdi kimseyle tek kelime konusmaksizin izledigimiz bu gosteri sayesinde biz sosyallesmis olduk mu olmadik mi? Sahi ben unuttum, sosyal olmak nasil bir seydi?
...
Not: Bu arada Kristin , Mete'ye konusmayi ogretebilmek icin, once bizim ona ingilizce ogretmemizi tavsiye etti !!! Oy Kristin Oy !

Tuesday, October 6, 2009

Benden Haber

Sag bilegimdeki baloncugun icindeki siviyi cektiler bugun. Sag elim dinlenecek kisa bir sure. Kisacik bir sure. Yeni tarif denemesi yapamayacagim ama gevezelik etmeye gelirim :)

Monday, October 5, 2009

Kristin Dedi Ki :

Kristin dedi ki: Oglunuzun sosyallesmesi lazim ! Kristin kim? Gec konusan cocuklarin egitiminde uzman konusma terapisti. Gencecik bir kiz. Oglumuz sosyallesmeli imis ki , cocuklarla oynasin, iletisim kurmak icin konusmaya yonlensin.

Kristin, oglunuz sosyallessin, dedi. Peki annesinin asosyalliginin cozumu ne olacak Kristin? Annem, babamdan, ablamdan, arkadaslarimdan, 30 yillik komsularimizdan, bakkal Mehmet amcadan, ayni semtte yasamini surduren ilkokul, ortaokul, lise arkadaslarimdan, onlarin annelerinden, bizim mahallenin esnafindan, kurs arkadaslarimdan, is arkadaslarimdan, sadece ayni semtte oturdugumuz icin asina oldugum tum yuzlerden , herseyden uzaktayim. Hem de oyle bir uzaklik ki, okyanus otesi. Bazen diyorum ki, yine uzak olsaydim da ama mesela Turkiye sinirlari icinde olsaydim. Ayni dili konustugum, ayni gecmise sahip oldugum, ayni sevincleri, ayni uzuntuleri yasayan insanlarla olsaydim. Yeni baslangiclar bir kapi otemde olurdu. Komsular edinirdim, yeni dostluklar kurardim. Cocuklarimin, onlarla ayni dili konusan akranlari, arkadaslari olurdu. O zaman Kristin diye bir tip hayatimiza girmezdi. Yarama tuz basmazdi.
Oglum simdi , bilmedigi bir dilde konusan Kristin ile konusmayi ogrenmeye calisiyor...

Uzakta olmak zormus ama uzakta cocuk yetistirmek kat kat daha zormus. Ben yalnizligimi tv dizileriyle boguyorum, onu bogarken ben de boguluyorum ama ya cocuklarim?

Monday, September 28, 2009

Pazar Terapisi

kiymali sarimsakli corba

Yorucu bir pazar gunu gecirdim. Tamamen mutfakta, ayakta ve tezgah uzerindeki bilgisayardan gozucu ile kacirilan dizi bolumlerini izleyerek. 5-6 saat oturmamacasina ayakta kalinca mutfakta isim bittiginde kendimi koltuga zor attim. Peki ne yaptim: Kiymali bezelye yemegi, kiymali sarimsakli corba, bulgur pilavi, patates ve kabak kizartmasi, findikli recelli kurabiye, muhallebi. Tabii ara ara bulasik, durulama, yer kaplamasinlar diye yerlerine kaldirma, cocuklarin yemeklerini hazirlama yedirme. Ama butun yoruculuguna ragmen galiba bana iyi geldi. Kafam tamamen yemeklerde ve dizilerde, baska hicbirsey dusunmeye firsat kalmaksizin calistim. Bir cesit pazar terapisi oldu :)

Yaptigim corba kayinannemin tarifi. Esimin favori corbasi. Belli bir ismi yok. Icinde kiyma ve sarimsak var diye, adinin kiymali ve sarimsakli corba olmasina karar vermistik. Tarif de oyle olculu falan degil. Ama ben yine de yazayim.

Kiymali Sarimsakli Corba

Yarim avuc kiyma
Iki dis sarimsak
ince kiyilmis maydanoz
bir avuc princ
1 kasik salca
siviyag ve 1 kasik margarin
Hepsini ayni anda tencereye koyduktan sonra ocagi acip biraz kavuruyoruz, sonra suyunu ve tuzunu ilave edip orta ateste pisiriyoruz. Hepsi bu!

Saturday, September 26, 2009

Ogluma Pasta Yaptim ! (2)

IMG_5008 (533x800)

Ama dogumgunu icin yanlis bir pasta secmisim. Keske Ahududulu pastayi yapsaymisim yine. Mete'cigim sana soz annecim, bir dahaki dogumgununde harika bir pasta yapacagim. Gerci bir gece bekleyince bu fotograftaki goruntu degisti. Pandispanya, surup ve krema ile ozdeslesti. Boyle kalin bir tabaka gibi kalmadi pandispanya. Yani guzel bir goruntu cikti ortaya. (Fotografini cekemedim. Cekmek icin istegim de kalmamisti galiba)Ama suruptan midir bilmem, biraz sekerli oldu. Aslinda haksizlik ediyorum pastaya. Tadi guzeldi, ama diyorum ya dogumgunu icin biraz basit kaldi. Icime sinmedi hic.

Tuesday, September 15, 2009

Bir zamanlarin yemek blogu olmaya calisan blogu, simdinin daldan dala ucusan blogu

Limonlu Hashas Tohumlu Kek 2

Galiba hala bir ikilem icindeyim. Bu bir yemek blogu mu, degil mi... Isimlendirmek, etiketlemek sart mi? Degil ama alistirilmisiz iste. Kafamin ici rahatsizlik duyuyor kavanozun uzerinde isim yazmiyorsa. Cam kavanoz nasilsa, icini goruyorum diyorum, ama yok yazmak durtusunden kurtulus yok. Sonra basliyor, beyaz bir kagida el yazimla yazip mi yapistirsam, kendinden yapiskanli kagida mi yazsam, bilgisayar harflerinden elyazisini mi secip yazdirsam... Uzun gibi gorunse de aslinda 1 saniyede gecti bunlar aklimin rayindan. Onemsizdi, simdi niye dile gelecegi tuttu onu da bilmem. Yine konudan uzaklasiyorum. Diyorum ki bloga ara vermek iyi bir fikir degilmis. Guncelleme aliskanligimi yitirdim sanirim. Tamam vakitsizlik hala yakamdan sallaniyor. Ama vakitsizlik icinde vakit yaratabildigim anlarda artik ilk secenegim blogumu guncellemek degil galiba. Erteliyorum. Ertelenen blog oldum.
Oysa aklimda surekli yeni bir post ekliyorum buraya. Ama fiile donusunceye kadar bayatliyor konu. Ne yapmali? - Bir sey yapmamali, akisina birakmali :) E o halde ne anlatiyorum ben iki paragraftir !!! Ayyyyyyyyyy !

Gorunen o ki yazmamakla iyi bir secim yapmisim aslinda. Yazmakta direnince bu garip yazi cikti ortaya. Belki de ertelenmislik o kadar kotu bir sey degil ... Tamam tamam sustum ! (Sarkidaki gibi...)

Limonlu Hashas Tohumlu Kek
Tarif Cafe Fernando'dan. Beni yaniltmayan bir tarif daha. Sanirim gercek bir yemek blogunun en olmasi gereken ozelligi bu. Tariflerde guvenirlilik ! Paylasimin icin tesekkurler Cafe Fernando.

Sunday, September 6, 2009

Ogluma Pasta Yaptim ! (1)

4

Herkesten uzakta olunca mesela bir fotograf karesinde ailecek gozukemezsiniz. (Makineyi otomatik cekime ayarlamak ayri bir huzun sebebidir...) Sonuc olarak fotograflarin biri anneli, biri babalidir. Uzakta ve baska memlekette olunca bayramlarin hicbir anlami yoktur, bayramlasacak birileri olmayinca. Uzakta olunca kotu gununuzde yalnizsinizdir, iyi gununuzde de...
Kalin siyah kadife perdeler beni iclerine dogru cekiyorlardi ki, ben bu pastaya odaklandim. Iyilik hallerim beni terketti terkedecek diye dusunmektense dersimi calismaya basladim hem de iki hafta onceden. Tarifin ciktisi alindi. O da yetmedi, yorumlarin da ciktisi alindi. Yorumlar cok yararli oluyor ve tabii onlara verilen cevaplar da. Okundu, okundu, bir daha okundu. Eee daha once hic gercek bir pasta yapmamisim. Tecrubesizlik beraberinde tedirginligi de getiriyor. Sonra
malzeme listesi ayri bir kagida yazilip alisverise cikiliyor. Yorumlardan ogreniliyor ki pastanin yapimi uzun. Cozumse on hazirlik yapmak. Bizim evde zaman altin degerinde oldugundan on hazirliklara baslaniyor. Cikolatali ve krem peynirli krema , ahududu sosu hazirlanip buzluga kaldiriliyor. Yorumlara gore krema yetismiyormus, o halde krema fazladan aliniyor. Savasa
hazirlanir gibi : Kilicim, zirhim ve herseyimle hazirim. Bir gun buzdolabinda beklemesi daha iyi sonuc veriyormus, peki oyleyse dogumgununden bir gun once yapilsin pasta. Es, isten donmeden pandispanya yapiliyor. Hani olur da sonuc basarisiz olursa, ikinci deneme icin vakit kalsin. Buyuge kucugu itmemesini soyleyerek, azcik sakin durmalari icin reklam kollayarak, arada birinin altini degistirip digerinin karnini doyurarak pandispanya firina veriliyor. Veriliyor ama firin beye binbir rica edilerek. Firin ricami kirmiyor.

2
Pandispanyanin tarifi mukemmel sonuc veriyor. Vayy pastaneciler bu tarifi mi kullaniyor diyorum. Oyle bir galeyana geliyorum ki, esimin isten donmesini beklemeden pastaya baslayasim var ama tutuyorum kendimi. Yoksa cocuklar rahat durmaz her kat arasi uzun molalar veririm. Krema yumusar kivamini kaybeder filan neme lazim. Sonra start alinir ve baslanir benim terapi pastama ! A kolaymis. Su krema bu sos derken fazla karmasik gorunmus ama hic oyle degilmis. Evet el oyaliyormus ama kolaymis. Ve sonuc : Suslemeyi becerememis olsam da, tipki pastane pastasi gibi, hatta belki daha guzeli. Cunku tadi insanin icini bayiltmiyor. Hersey tam kararinda. Sariyer'imin Goze pastanesinin pastalarini hatirlatti bana. Sozun ozu, superkulade :)) (Bu uyduruk kelime Genis Aile dizisinden)
Kuzum, dogumgunu pastasini babasi ve abisi ile ufledi (Anne o arada fotograflarini cekiyordu) Arada pastanin arada oglunun fotograflarini cekip evde dogru isigi bulabilmek icin oda oda dolandi. Bu arada pastanin tadina bakan Yunus'um sanirim begendi. Abisi ise bilmedigi hicbirseyi tatmamak kararinda tavrini surdurdu...

1
Bana ve tarifi uygulayan herkese ayni sonucu aldiracak bu harika tarif icin Zinnur Hanima cok tesekkur ediyorum. Iyi ki paylasmis !

3

Wednesday, September 2, 2009

:)

Ah bir otursa, bir yuruse, bir konussa derken biri 3, biri 1 yasina gelmis bile. Hala iki cocuk annesi olduguma sasiriyorum bazen. Kucuk de ayaklandi da babasinin is yerini abisiyle birlikte dagitmaya basladi bile.

Sunday, August 30, 2009

Kremali Kereviz Corbasi

kremali kereviz corbasi

Turkiye'ye donusu hayal ediyorum. Gozumun onunde beyaz duvarli ve pencerelerinden bol isik alan bir ev canlaniyor. Kucuk ama kullanisli bir ev. Mutfagi ne cok buyuk ne cok ufak. Ve muhakkak balkonlu. Balkonlari cok ozledim.
Buradaki esyalarimin, mutfakta kullandigim arac gerecin ne kadarini goturebilecegim hic bilmiyorum. Donus konusunda karar vermissek de, aslinda donus tarihimiz tamamen belirsizligini koruyor. Belki bir yil, belki iki yil sonra. Ama simdiden detaylar uzerinde dusunmek zevk veriyor. Karar verildi ya, simdi daha yakinim Istanbul'a. Evimizin penceresinden baktigimda (umarim) insanlar gorecegim, yuruyen , konusan, gulen... Hatta yollarda kediler kopekler olacak kimsesiz, berdus... Sessizlige ihtiyac duydugumda buradaki gunlerimi anacagim. Buraya donmek isteyecegim gunler de olacak... Isinlanma ile ilgili son durum ne acaba?

Kremali Kereviz Corbasi
(Kereviz paketinin uzerindeki tarif)

1 yemek kasigi tereyagi
3/4 cup ( 1 cup= 250 ml'lik su bardagi) dogranmis sogan
3/4 cup kucuk parcalar halinde kesilmis kereviz
1/2 cup havuc (yine kesilmis)
1/2 yemek kasigi kekik (Ben bir arkadasimin tavsiyesi ile kekik yerine yenibahar kullandim. Hos bir aroma katti)
5 yemek kasigi princ
4 cup tavuk suyu ( 4 cup suya tavuk bulyon ekledim)
1/8 yemek kasigi tuz
1/8 yemek kasigi karabiber
1/2 cup krema

1. Tereyagini tencerede ,orta ateste, erittikten sonra sogan, havuc ve kerevizleri ekleyin. Kahverengilesmelerine izin vermeden, sebzeler biraz yumusayana kadar yaklasik 4 dakika surekli karistirarak pisirin. Kekik ve princi de ekleyip 1 dakika daha karistirin.

2. Tavuk suyunu ekleyip kisik atese getirin. 15 dakika veya princler pisene kadar pisirin. Tuz ve karabiberi ekleyin.

3. Corbayi blendirdan gecirip kremayi ekleyin. Sicakken servis yapin. (Kremayi ekledikten sonra bir kez daha atesin uzerine alip kaynamaya baslayinca da corbayi atesin uzerinden aldim)

Not: Fotografta ozellikle taneler biraktim, icindekiler belli olsun diye.

Thursday, August 27, 2009

Alisilmamis Sessizlik

Onlar koltuklarinda guzel guzel uyuyorken araba kullanmak cok zevkli. Onlari yataklarina yatirip bilgisayari acmak evin sessizligine istirak eden buzdolabinin sesini dinlemek cok zevkli.

Bugun: Allahim bugun evin tam kapatilmamis (!) kapisini itip disari cikip garaj kapisina kadar giden Yunus'umu, basina birsey gelmeden bulabildigim icin sana sukurler olsun...

Monday, August 24, 2009

Dort Yil Olmus !

Icimde bir suru kusla ucaga binmistim. Ikinci kez Amerika yolcusuydum. Gece kitaya ayak basip, gunesin aydinlatacagi yeni gunde de evlenecektim. Ucagin camindan disari bakiyordum. Ilk yolculugumda firtina sebebiyle ilk ucak zamaninda yere inememis, mutlu sona erdigimizde ise New York yerine Philedelphia 'ya inmisti. Gecenin bir yarisi havaalaninin yonlendirdigi bir otelde kalmis sabah 5 te havaalanina donmustum. Urkmustum, ingilizce bildigim halde, ingilizcelerinden hicbirsey anlamadigim bu insanlarin kentinde. Bu kez zamaninda inmek ve ikinci ucaga yetismek icin dua ediyordum. Gelinligim benden bir gun once varmisti Amerika'daki yeni adresime... Ama yine olmadi. Ucak yine inemedi, yine turlar attik havada. Benzin almak icin baska bir kente gittik. Icimdeki kuslar sanki havasizliktan inliyordu. Charlotte yerine Atlanta'ya gittik. Atlanta havaalani cook buyuk. Trene bineceksin dediklerinde havaalanindan cikip tren arayacagim sandim:) Gozlerimdeki endisenin buyuklugunu tam anlayamamis olsa da yan koltuktaki yol arkadasim, sadece "merak etme cok kolay bulacaksin" dedi. Oyle de oldu. Gec de olsa, vardim. Ertesi gun de evlendim. 24 Agustos'ta. Esimin dogum gununde. Hicbir zaman salonda yapilan dugunlerden istemedim kendim icin. Oyle kokteyller falan da istemedim. Kir dugunu gibi hayallerim de yoktu. Sadece nikah dairesinde kiyinan bir nikah vardi aklimda. Hatta donem donem mustakbel esimle ikimiz gider nikahi kiydirir cikariz diyordum kendi kendime. Aslinda dualarim bir bakima kabul oldu. Bir otelin bizim icin ayrilmis bolumunde 30-40 kisilik bir davetli grubuyla dugunumuz kutlandi. Ben esimle yalniz gibiydim. Cunku davetlilerin hicbirisini tanimiyordum. (Ilk ziyeretimde evlerine konuk oldugum iki cift haric). Nikah dairesi planim da olmadi. Havuz basinda, esimin evlendirme yetkisi olan bir arkadasinin saginda ve solunda ayakta durmak suretiyle nikahimiz kiyildi. Hatta once ingilizce sonra turkce kiyildi. Aslindabir cok bakimdan garip bir gundu ama ayni zamanda esim ve benim icin cok hos bir gundu:) Iste tam dort sene onceydi... Aklima bir sarki geldi : Sen tam bana goresin ! diye basliyordu nakarati...
Esime Ozel : Seni cok seviyorum. Iyi ki dogdun, iyi ki benimlesin, iyi ki bizimlesin.

Wednesday, August 19, 2009

Marul Agacinin Golgesinde Iyilik Halleri

Tam o anda, ben saga, yanimdaki Fedex arabasi sola sinyal vermisti. Ben saga donerken karar verdim silkinmeye. O anda bagira cagira sarki soyluyordum, tektim arabada. Saga donup de o pembe arabayi gorunce, bunun, dogru yolda (!) olduguma dair bir isaret oldugunu dusundum. Okuldan eve girer girmez solugu mutfakta annemin yaninda alip, o gun ne olup bittiyse anlatan ben degil miydim? Annem, once onlugunu cikar, dedikce, dur sunu da anlatayim deyip anlatip anlatip bitiremeyen ben degil miydim? Ben sinavlara bile, birine anlatarak hazirlanmaz miydim? Yillarca gunluk tutmadim mi? E bu sefer susmak niye, yazmamak da neyin nesiymis. Bu hic bana gore degil ! Hatta bir kere cok buyuk bir hayalkirikligi yasadigimda tutmakta oldugum gunlugu terkettigimde bile yeni bir gunluge baslamis, yazmayi birakmamistim. E simdi ne oldu? Yalnizim oyle mi ? Hah ! Esim ve iki oglum var yanimda, ne yalnizligi ???

Dedim ya silkinmeye karar verdim. Gerci bu bana hep olur :) Yine iyilik halleri uzerimde, aman bir pozitifim bir olumluyum, tahtaya uc kez vurmali. 30'u coktan gectik malum. 40 gozukuyor uzaktan. Ben hala her durumun iyi yanlarini gormek konusunda kendimi egitemedim. Ama deneyecegim ve her gun sukredecek bir sey bulacagim. Aslinda istedikten sonra arayip bulmak o kadar basit ki, hatta yuzlerce, binlerce madde cikabilir. Ama bana biri yeter. O biri kaybetmemeliyim.

Yazmadigim donemde neler oldu... Yunus yurumeye basladi. Mete ve Yunus ayni zemin uzerinde ! Ben de baslarinda nobetci gibi. Kazalari onlemek gerek. Vakitsizlik sikayetlerim ikiye uce katlandi tabii. Uykumdan fedakarlik edip bir kitap okudum: Twilight (Alacakaranlik). Okudum ve neden bu kitap icin bunca tantana cikarilmis hic anlamadim... 1 ayda sadece iki tarif denemisim. Biri princ gevrekli (turkceye cevirim yanlis olabilir) bir kurabiye, digeri kereviz corbasi. Kerevizi tamamen yanlislikla aldim. Alinca da posetinin uzerindeki tarifi uygulayip Yunus'a corba pisirdim. Bekledigimden cok daha guzel oldu. Kereviz'in o sevmedigim kokusu olmasa ben bile yerdim. Ama kereviz sevenler icin harika bir tarif bence. Yunus bayildi. Baskaaa... Ha bir de 18 gundur diyetteyim. Ama cok acimasiz bir diyet bu. Ac yasiyorum gibi bir sey. Gecen pazar diyeti azcik bozdum. Kendime odul verdim. Vee babam ve halam ekim sonunda buraya gelmeyi planliyorlar. Umarim bir aksilik cikmaz. Bahceye yeni bir cicek aldim. Ve uzun suredir pesinde oldugum o yesilligin adini ogrendim ve bahceye diktim. Ama bahcecilik bana gore degilmis. Cicegi dikmeye calisirken toparaga saklanmis sisman bir kurbaga ortaya cikinca, aklim cikti. Begonvile sarilmis yilan da beni uzun sure bahceden uzak tutar. Bahce dedigim de evin onundeki ufak toprak alan ! A bir de bir de Mete sonunda Chicken Little, Ice Age 1 ve 2 yi izlemekten bunaldi Allaha sukur. Simdi deli gibi Ratatouille ve Madagaskar'i izliyoruz... Dun sinemada izledigim filmdeki (Julia&Julie) kiz yuzunden saclarimi kisacik kestirmek istiyorum. baska baska??? aklima gelmiyor, salonda gurultu var. Cocuklar ve babalarini cok yalniz biraktim. Ayrica yemek yapmaliyim. Tekrar burada olmak guzelmis ! :)

Bugun:
Bilegim cok agrimadigi, beni, hicbir isimi yapmaktan alikoymadigi icin sukurler olsun.
Not: Fotograftaki agaci biz cok sevdik ablamla. Ona Marul agaci demeye karar verdik. Yani tamamen bizim uydurmamiz.

Tuesday, July 7, 2009

Bana Bir Sure Icin Musade

Tum cephelerde kaybettim savasi
Geri cekecek askerim bile kalmadi.

Salamli Kasarli Kanepe

Salamli Kasarli Kanepe
Tarif, Hunerli Bayanlar'dan.

Cikolatali Fransiz Kek

cikolatali fransiz kek

Tarif, Portakal Agaci'ndan.

cikolatali fransiz kek9

Sunday, June 21, 2009

"Ma ! "

Farkindayim fazla sikintili bir blog haline geliyorum. Hem de yildonumu oncesi.. Herkes gibi gelgitlerim olurdu ama bu kez hic gitmiyor. Aksaray'da bir kapi calmaliyim bugunlerde. Bir odadan diger odaya alinmaliyim. Sessizligi dinleyip bana yol gostermesini beklemeliyim. Ama aksaray o kadar uzak ki su an. Bir hafta sonra ablam gelecek Allah kismet ederse. Belki o zaman biraz toparlanirim. Bir gece uyuyup kalkinca ertesi gune degil bes yil sonrasina uyanma fikrinden kurtulurum belki. Belki su yuz ifademi degistirebilirim.
Hayaller kurtarir ya insani o halde hayal ediyorum. Beni mutlu edecek hayalimi kuruyorum. Havaalanindayim su an. Annemler beni yolcu ettiler, son kontrole girmis, asik suratli polisin onunden gecmisim. Yuruyen banttayim. Sagimdaki aynadan kendi siritik ifademe bakiyorum. Bunalmisim, bunalimin doruklarinda careyi Turkiye'den uzaklasmakta bulmusum ve kendimi Malta'ya ucacak ucagin kapisina birakivermisim. Ilk kez tek basima bilmedigim bir ulkede yasamaya karar vermisim. Yuregimden, midemden tasan bir his var. Adi olsa olsa ozgurluk olabilecek bu hisle sanki yuruyen banta da basmiyorum. Banta ihtiyac yok ki, ben ucaktan once ucmaya baslamisim zaten. Yuzumdeki siritmayi durduramiyorum.
Ah Mary, Maria, Gre, Carmen... hatta Caroline... Keske zamani geriye alip o ucagin kapisina gitsem sizinle yine tanissam. Simone'un konusurken fiilin dogru zamanini bulamayisina anlamsizca katila katila gulsek Malta sokaklarinda. Yine gozlerimden yas gelse, mideme agrilar girse gulmekten. Ve eve donunce ilk is ona zamanlari calistirsam. Ah Eunho ! Benim oda arkadasim. Gece yine bir korece bir ingilizce konussan uykunda ama dislerini oyle hain gicirdatmasan... Ah Mary yine sarilsam sana annemmissin gibi... Gunduzleri hic kitlenmeyen kapindan girip, kizlarin gibi seslensem sana : "Ma !"

Olmadi. Bu hayal mutlu etmedi beni, tam tersi, uzdu... Gitmek o kadar imkansiz ki simdi. Kalmak o kadar zor ki simdi...

Thursday, June 18, 2009

Cherry Brownie ve ölüm

Cherry brownie bulasigi

Suslenmis puslenmis bir brownie yerine iste bulasiginin goruntusu. Kotu bir maksadim yok :) Sadece hazirlanisinin kolayligi kadar, brownie'yi firina yerlestirip mutfak tezgahina dondugunuzde karsilasacaginiz bulasik iste ancak bu kadardir, demek istedim.
...
Bugun ilk kez ziyaret ettigim bir blogun (Sardunya)son yazisina takildi aklim. Aslinda oturup uzun uzadiya goz gezdirmek isterdim ama malum vakitsizlik. Ilk firsatta ugramak sart olsun. Blogun yazari, olumunu hayal etmis. Ilginc geldi. Olum, benim dusunmekten kacindigim bir konu. Hele onumdeki 4-5 yilla ilgili planlar yapmaktayken, bu olum dusuncesi kafami karistirdi. Ben olumu en cok Haciosman bayirindan deli gibi inen bir minibusun icinde dusunmusumdur.O zamanlar omuz silkerek karsiliyordum olumu. Evet tuyler urperticiydi, ama hayata baglandigim ip adedi oldukca azdi. Simdi iki adet halat mevcut. Ogullarimi halat diye nitelendirmek garip oldu :) ama sanirim ne anlatmak istedigim yerine ulasti. Bir Mete'ye bir Yunus'a baktim. Bir gun evet ama ne olur Allahim simdi olmasin, dedim. Pazarlik ne haddime, hasa ! Sadece diledim, dua ettim. Sekline dair de hayal kurmak istemedi. Durup dururken onu cagirmak niye! Tek bir seyden eminim, olumum beklenmedik olmali, ansizin. Allah hepimize olumun de hayirlisini versin.

Bu mevzudan Cherry Brownie'ye gecis yapmak mumkun mu ???

Cherry brownie2

Dark Chocolate and Cherry Brownies
Kaynak: Cooking Light Dergisi, Eylul 2008

3/4 cup* un
1 cup seker
3/4 cup kakao
1 tatli kasigi kabartma tozu
3/4 tatli kasigi tuz
1/3 cup kiraz receli (ben ahududu receli kullandim)
1/3 cup su
5 yemek kasigi tereyagi
1 buyuk yumurta, cirpilmis
1 buyuk yumurtanin aki
1/3 cup damla cikolata
pudra sekeri (opsiyonel)

cup= 250 ml'lik su bardagi

1-Firini 350 F / 175 C derecede isitin.
2-9 inch kare firin kabinin tabanini yagli kagitla kaplayin.
3- Un, seker, kakao, kabartma tozu ve tuzu, buyukce bir kapta karistirin. Bir sos kabinda su, recel ve tereyagini kaynar hale getirip ocaktan alin. Recelli karisimi, unlu karisima ekleyip karistirin. Yumurta ve yumurta akini ilave edip duzgun bir harc halini alana kadar karistirin. Damla cikolatalari da harca ekleyin. Harci firin kabina dokun. Yaklasik 25 dakika pisirin. Kurdan
batirdiginizda temiz cikiyorsa pismis demektir. Soguttuktan sonra pudra sekeri serpebilirsiniz.

Cherry brownie1

Sunday, June 14, 2009

Göç

Birkac ay oncesine kadar konusulmuyordu. Artik konusuluyor. Zamani gelmisti belki. Ama cok zor bir karar oldugu kesin. Birkac aydir arpaci kumrusu gibi dusunuyoruz. Avantaj ve dezavantajlar. Terazinin dolup bosalan kefeleri... Vakit belli degil; ama dusunce sekillendi: Hayattan tat almak agir basti.

Thursday, June 11, 2009

Guzel Kadin Zeenat Aman

Ve iste benim cok sevdigim sarkisi:

Saturday, June 6, 2009

"Aglasam Duyan Olmaz Ki"

Mucize ! Iki oglum da uyuyor. Hem de ayni anda. Bu, cok uzun zamandir rastlanmayan bir durum. Aslinda o kadar acim ki su an, ama yazmak icin baska firsat da bulamayabilirim.

Bugunlerde yanimda kimselerin olmamasi aslinda bir sans. Hic cekilmezdim herhalde. Yorgun, asik, keyifsiz, bikkin bir surat ifadesi ile dolaniyorum. Sinirlerim her an bozulmaya hazir. Bazen onlar sakin duruyorlar da ben bozulmalari icin onayak oluyorum.

Bu ara gundemimde yine yalnizlik var. Yine herkesten uzak olma halimiz. Yasadigimiz yerde arkadasimin olmamasi. Gorustugumuz kimselerin olmamasi. Evin kapisi caldiginda urkme hali. Cunku beklenen kimse yok. Gelmesi ihtimal dahilinde kimse yok. Olsa olsa saticidir ya da hristiyanliga davet ediliyoruzdur yine...

Ikisi de uyandi. Bye.

...

Ayni gunun aksami :
(Cocuklar gece uykusuna yatti)

Eskiden, yani kendi yurdumda yasarken, bunaldigimda, uzaklara gitmekten bahsederdim, ozellikle de su cumleleri kurardim : "Dilini bilmedigim insanlarin ulkesine gitmek istiyorum. Kimse beni tanimasin. Ben kimseyi tanimayayim." Ve duam kabul oldu. (Dua ederken cok ama cok dikkatli olmali, coook)...

Iki haftadir bekledigim dizi basladi. Bye.

4 gun sonra:
Yemek fasli ve bulasik bitti. Iki oglum da gece uykusuna yatti. Hatta dun gece Orlando maci yuzunden uykusuz kalan esim de yatti. Saat 20.00. Televizyonu kapattim. Sessizligi ozlemisim. Onumde bilgisayar, onun yaninda uzum - Bilgisayari ve uzumu ozlemisim. Bir de sorgudaymisim gibi tam kafamin ustunde asili, beni aydinlatan isik olmasa. Ocagi, ozel ilaci ile sildim demin. Uzum yedikce elimden o ilacin kokusu geliyor burnuma, bir de bu olmasa.

Giris cok uzadi , sozun ozu su: Damdan dusenin halinden damdan dusen anlarmis. Yurt disinda yasayan arkadaslarimin yorumlari beni biraz kendime getirdi. Insan tek olmadigini anlayinca niye bu kadar mutlu olur? Bakkalla, kuruyemisciyle edilen iki kelimelik sohbete bir tek ben hasret degilmisim. Kapisi calinmayan bir tek ben degilmisim. Demek ki bu kadar gurultu cikarmamin bir alemi yokmus. Bir zamanlar isimle ilgili gittigim bir seminerde, hoca ( konusunun uzmani) demisti ki: Hayat secimlerden ibarettir. Secimlerinizin sonuclarina katlanmak zorundasiniz. Katlanamiyorsaniz o halde yeni bir secim yapin. (Bu son cumle bana ait. Ama o uzman kisi de asagi yukari bu anlama gelen birsey soylemisti.) Yani ahlanip vahlanmak yok, sikayetciysen durumunla ilgili yeni bir karar al... (Bu konu biraz sonra yazacagim yeni postta ele alinacak)

Ama adim kadar eminim ki, birkac gun veya hafta sonra yine karamsarliga kapilip yine sikayet edecegim, yine sizlanacagim. Huy !

Sikintima ortak olan, kelimelerini esirgemeyen arkadaslara cok tesekkur ediyorum.

Bu ara tekrar tekrar dinledigim bir sarki ile bu postu da bitirelim bakalim. Eger gunu varsa, ve bir on yil sonra bu yaziyi okursa Fulya! Sana soyluyorum:
"Cok sizlandigima bakma. Gunlerimi bosa gecirmisim, yasadigim zamandan keyif alamamisim, deme sakin. Biliyorum daha once yapmadigin bir sey degil. Ama yapma. Ben elimden geleni yapiyorum. Guzelliklerin farkindayim. Sukrediyorum. Bunalim anlarinda yazmak huyumuz var unutma. "