Monday, December 7, 2009

Havuclu Kek

Havuclu Kek 1
Gecen haftaydi sanirim, ya da ondan onceki hafta. Misafirim geldiginde mutlaka yapacagim dedigim keki yapmak icin bir firsat cikti. Malzemesi bol, bereketli keki yaparken bir bilim adami ciddiyeti ile calistim. Ortaya cikan sonucsa mukemmeldi. Sanki gidip bir pastaneden -ama oyle herhangi birinden degil, urunleri daima lezzetli, kaliteli, taze olan bir pastaneden- alip gelmisim gibi. Sozun ozu, yillardir yemesine icmesine dikkat eden, yeme konusunda cok kontrollu olan misafirim ikinci bir dilim istedi. Bilmem daha fazla soze gerek var mi?
Tarif Cafe Fernando'dan.

pastane İt. pasta + Far. ¬¥ne
a. (pasta:ne) Pasta vb. yapılan, yenilen ve satılan yer, pastacı: “Akşama doğru küçük bir pastanede Ginette'le oturmuştuk.” -S. F. Abasıyanık

(www.tdk.gov.tr)

Friday, December 4, 2009

Bizim Aile

Bizim Aile 2009 Kasim


Soldan ucuncu Mete'dir. Arabasinin icinde oturmaktadir. Nunus ise ayaktadir soldan dorduncu sirada. Bendeniz malum, fotografi ceken. Yanimda(hep yanimda)esim. Bu ara hastayiz ilecek. Ayakta nezle atlatiyoruz. Nezleden biraz otesi belki. Uykularimiz duzensiz. Mete geceleri aglamakli, huzursuz... Nunus'un azi disleri bir turlu tesrif etmediginden nezle sikintisina katkida bulunuyorlar tamamen olumsuz anlamda. Ayaktayiz yani. Uyur gibi gozuktugumuz zamanlarda bile aslinda uyanigiz. Sabahlari normal halinde bile huysuzlugu doruk noktalarda olan ben, cok sevimsizlestim haliyle. Halam, bir gun gelip, bugunleri, bu zorluklari dahi hatirlamayacagimi soyluyor. Simdi, hamileligimin sikintili seslerini uzaktan zar zor duymam gibi... Kucuklerimin bu en sevimli halleri doneminin bir an once bitmesini bekliyor olmam, dogrudan 5 sene sonraya gitmeyi hayal etmem ne kotu. Kotu ama ne kacinilmaz !

Not: En sagdaki posta kutusu, ama o da bizim aile ile ilintili sonuc itibari ile :) Ustelik ozel bir posta kutusudur da kendisi. Cunku icinde sadece fatura olmaz. Ablamin mektuplarini saklar icinde. Mektupsever bir dostumun ve dost-kuzenimin mektuplarini da saklar. Bazen de Maltali annemin cumlelerini tasir bana...

Teşrif Koken:Ar. teşr³f
a. (teşri:fi) 1. Bir yeri onurlandırma, şereflendirme. 2. Gelmesiyle bir yeri onurlandırma.
(www.tdk.gov.tr)

Thursday, December 3, 2009

Bir Gun...

Bir gun sandalyeleri baglamaktan vazgececegiz...



Bir gun cekmeceleri kagit parcalari ile acilmasi cok zor hale getirmeyecegiz.


Bir gun yataktan uyanir uyanmaz ilk is kostura kostura jaluzileri cekmeyecegiz, hatta jaluzinin ipini de ozgur birakacagiz, istedigi kadar salinacak...

Bir gun buzdolabinin su pedalini korumak icin careler aramayacagiz...


Bir gun 4 cerceve olarak tasarlanmis civilenmis duvarin iki cercevesini yerinde birakabilecegiz..

Bir gun dolaplarin, masalarin uzerlerine ortu, biblo, vazo vs. birseyler koyabilecegiz..


Bir gun surgulu kapilari bantlamayacagiz.

Bir gun goz hizasinda, tv sehpasi uzerinde televizyon izleyebilecegiz.
Bir gun oyuncaklar icin alinan dolabi, baska bir buyuk dolabin icine gizlemeyecegiz.

Bir gun evimizde kapali kapilar olmayacak.
Bir gun tum cekmeceleri kilit engeline takilmadan tek hamlede acabilecegiz.




jaluzi Fr. jalousie
a. (l ince okunur) Şerit perde.

(www.tdk.gov.tr)

17 Gun Kala

Demin peynirli mayonezli, ketcapli, sosisli bir ekmegi mideme indirmisim, ardindan bir de ne goreyim 17 gun kalmis:))) Keyfim yerinde cunku 2.3 kilo vermisim. Ustelik bu 60 gunluk diyetin sonunda icine girebilmeyi planladigim kot pantolonumun icindeyim coktandir. Oyle giyip de kazik gibi kalmaca seklinde degil ustelik. Oldukca rahat sekilde. Ustumde oldugunu unutur sekilde. Yuruyuslerim grip yuzunden biraz aksadi. Once nunus, arkasindan Mete ile ben nezle olduk. Havalar da bol ruzgarli. Aslinda yine cikardim ama ruzgar sinuslerimi doldurur endisesi ile cikmadim. Farkedilecegi gibi uzun zamandir geri sayim umrumda degil. Degil mi ki kiyafetlerimden anliyorum kilo verdigimi, degil mi ki kotumi giyebilmisim. Ama hala karar veremedigim bir konu var. Amacim 4 kilo verip kotumun icine girebilmekti. Aksi taktirde 3 ay (yoksa 6 ay miydi) boyunca yeni tarif denememe cezasi verecektim kendime. 2.3 kg verip kotumu rahat rahat giyebildim, e simdi ne olacak? Cezadan kurtuldum mu, yoksa kalan 17 gun boyunca her gun yuruyup deli gibi su icip ve aksamlari yine hemen hemen ac yatip 1.7 kiloyu vermeli miyim?

Wednesday, November 25, 2009

25 Gun Kala

Ne kadar bunaltici bir gun. Yagmuru severim ama bugun o da keyif vermiyor. Cocuklar bunaliyor sikintidan. Ben kendim o kadar bunalmisim ki onlari sikintidan kurtaracak birsey gelmiyor aklima. Cocuklari alip disari ciksam, buyugu istemeyecek, kucugun yemek saati... Zaten gidilen yerde rahat durmadiklari icin her seferinde bir daha evden cikmayacagima dair soz veriyorum kendime.
Camdan bakinca tek bir canlilik isareti gorememek ne kotu. Keske caddeye baksaydi pencerem. Gerci burada insanlarin yurudugu bir cadde yok. Burada insanlar sokaklarda yurumuyorlar. Yurumek icin sebepleri yok. O halde pencereden caddeyi gordugum evim Turkiye'de olsaydi. Sabah erkenden kalkip temizligi bitirip, yemekleri pisirip camin onune otursaydim, dizimde laptop, yanimda kahvem. Arada basimi kaldirip onumden gecen kalabaligi izleseydim. Yanindakine hararetli hararetli birseyler anlatan, el kol hareketleri ile konusan, kahkaha atan, aglayan, siritan, somurtan insanlar.. Birlikte yuruyup tek kelime etmeyen, endiseli, uzuntulu, bikkin surat ifadeli insanlar.. Annelerinin babalarinin elinden tutup yuruyen, ellerinden kurtulmaya calisan, kurtulmus onden onden kosturan cocuklar... Bir yandan yiyen, bir yandan birseyler icen, tirnaklarini yiyen, dislerini karistiran, burnunu silen, cocugunun ellerini silen, agzini silen, su sisesini agzina dikmis icen insanlar... Torbasindan aldigi kiyafeti cikarip yanindakine gosteren, alisveris cantasindan cuzdanini, otobus biletini akbilini her neyse arayan, ceptelefonu ile konusan, mesaj ceken insanlar... Yanindakini azarlayan, azari dinleyen ses cikarmayan, dinleyip kendini savunan, savunmakla kalmayip uste cikan, avaz avaza bagirip kavga eden, birbirini itekleyen insanlar... Sahi siz nerdesiniz? Siz yasiyorsunuz, belki size oyle gelmiyor o harala gurele icinde ama biliyor musunuz? Siz yasiyorsunuz, her bir hucreniz capcanli. Derinizin her gozeneginden yasam fiskiriyor. Ben insansizliktan olurken siz sikayet ede ede, sitem ede ede yasiyorsunuz. Ben sizden daha akilli degilim. Oralara gelebilirsem bir gun sukretmek yerine ben de sitem edecegim, sikayet edecegim, hatta utanmadan kahirlanacagim.
Buradaki insansizligi, bir pencereden boslugu, kimsesizligi seyrettigimi unutacagim. Yasamak zaten yasadigini unutmak degil mi? Unutup yasamin dalgalarina kapilmak degil mi? Aldigin nefesi dinlerken, o nefesin sesini dahi bastiracak ses yokken yasamak, yasamak midir?
...
Ne yazmak icin gelmistim oysa neler anlattim... 25 gun kaldi. 35 gunde 2 kilo vermisim. Diyeti keseli cok oldu. Ilk 15 gunden sonra normal yeme duzenime dondum. Sadece dondurma yemiyorum, Cola icmiyorum, aksam yemegimin miktari cok az. Hayatimdaki en onemli degisiklik ise yuruyus yapiyor olmam. Bir de hulalop var. Demek ki bu sekilde yavas yavas kilo verilebiliyor. Raziyim. Acelem yok. Kendimden bu konuda tek sikayetim, yeterince su icmiyor olmam...

Tuesday, November 17, 2009

Buyuyorlar

potty

Iste kafami mesgul eden sorunlardan biri daha: Tuvalet egitimi. Once konusmuyor nasil ogretecegiz dedik. Sonra gerekli kelimeyi kullanmaya basladigi donemde de kucukle ilgilenmekten, ikisi ile ayni anda ilgilenmenin zorlugundan oturu bu konuya egilemedim. Belki de sadece nasil yapacagimi, nerden baslayacagimi bilemedigim icin. Zaten tuvalete oturtmak bile cok zordu, kaciyordu, istemiyordu. Sonra bu kitabi buldum. Oturduk kitabin basina, anlattim. Tuvalete gidince cocuk bezden kurtulmus. Bez yerine külot giymeye baslamis. Sen de tuvalete gidersen bezden kurtulursun. Duz mantik:) Hem de dumduz. Bizimki kitabi kapatip tuvalete kosturdu. Bu sadece bir baslangicti tuvalet ile aramizdaki kotu gidisata bir son vermis, baris imzalamistik. Bu arada bezlenmeye devam etse de babaannemizin gonderdigi kulotlara arada goz atip, gerekli hatirlatmalari yapiyorduk. Sonra babasinin cesaretli girisimi sonucu (anneye kalse o cesaret hic gelemeyecekti sanirim) 15 Kasim gunu bez cikti, kulot giyildi, ne zaman tuvalet gereksinimi olsa babasina soyledi ve tuvalete gidildi. Basari oykusu gibi oldu bu :))) Gerci ertesi gun kulot saltanatini surdurdugu halde, bize bilgi aktarimi son buldu. Ama devam ediyoruz. Yeni bir kulot serisi edinildi. Pes etmeyecegiz :) Ilk isareti gordukten sonra sanirim tunelin sonu cok yakin. Bu kadarcik ilerleme bile bize diyor ki, buyuyorlar...

IMG_5955 (800x533)

Iste buyumenin diger kaniti. Karyolanin tayini posta kutusunun yanina cikti. Simdi cop kamyonunu bekliyor. Kucugu, buyukten korumakla gorevli bu karyolanin isi bitti. Aslinda biteli cok olduysa da yine de karyola bir yerlerde beklemedeydi ama artik beklemesine de gerek kalmadi. Yine de tesekkurler iki bebegimize de hizmet etmis, tarafimizdan zamaninda yesile boyanmis karyolamiz, sen bizim isimize cok yaradin, seninle cok uykusuz geceler gecirdik, cok aglamalara gulmelere eslik ettik. Ozellikle kucugumuz tarafindan cok kemirildin ama bu da hizmetti yeni cikacak dislerimize. Buyuk, kardesi koryolada iken, ellerini cekistirmesin oyuncaklarla vurmasin diye kontrplak bile caktik sana. Ordan oraya surmesinler diye tekerlek ayaklarini da cikardik. Zordu belki bizimle yasamak ama sen zoru basardin sevgili karyolamiz:)

Son Dakika: Tuvalete gitmek istemiyor, cisini soylemiyor, aglama krizlerine giriyor :( Erken mi sevindim?

Sunday, November 15, 2009

Polyanna Bana Cok Uzak bir Koyde Oturur

IMG_5862 (533x800)

Gecmise donuk yasayanlardanim. Gelecegi merak ederim ama... Hata tabii. Bugunu sitem ederek yasarken, bir gun bugunumun gecmisim olacagini dusunmuyorum. Genelde hep sikayet edecek birseylerim vardir. Polyanna bana cok uzak bir koyde oturur :)Ama benim de iyimser anlarim var. Iste onlardan birinde birgun buralari cok ozleyecegimi, ozleyebilecegimi dusundum. Yalnizliktan bu kadar sikayet ederken, ilerde bir gun bu yalnizligi dahi ozleyebilecegimi. Bu semti, nehrin ustundeki kopruyu, Cocoa Village'i, Tj Maxx ve Walmart'i :) ozleyecegim bir gun. Istanbul'da yasarken kapalicarsi o kadar cazip degildi ama 2 sene uzak kalip ilk izne gelisimizde elimde fotograf makinesi ile Kapalicarsiyi fotograflayan ben degil miydim? Demek ki uzaklik baska turlu dusunduruyor insani. Gozler baska turlu goruyor, cunku yurek baska turlu hissediyor. Demek bir gun burayi donmemek uzere terkettigimizde, gecmisimin bu parcasini da ozleyecegim. O halde uzaklasmayi beklemeden simdi etrafima bir bakayim daha bir ilgili. Buraya ekleyecegim fotograflarimi, dusuncelerimi. Sonra donup her firsatta bakmak, hatirlayabilmek icin. Bugunlerde bu dusuncelerle suzuyorum etrafimi. Once yuruyus alanimdan basladim. Seviyorum bu parkuru, cam agaclarini. Huzurlu hissediyorum. Sicaklar yine tirmandiginda yuruyus yapamayacak olmama simdiden uzuluyorum.

Yuruyus Parkuru (Rockledge)

Labirent gibi bir parkur. 20 dakikada bir tur bitirebildigime gore ve bir tur 2022 metre ise, iki turda 4044 metre ediyor. Evden parka, parktan eve de toplam 20 dakikada yurudugume gore demek ki 6 km ediyor. Yuruyusum en hizli tempoda seyir ediyor. Yalniz kosmayi beceremiyorum. 1-2 dakika sonra tikaniyorum. Ya kosmanin teknigini bilmiyorum, kendimi yoruyorum ya da hala hamim, ki sanmiyorum.

IMG_5857 (533x800)

Ah bir de su icmeyi becerebilsem. Eskiden likir likir icerdim de simdilerde ne oldu acaba?

IMG_5859 (533x800)

Iste huzur dolu bir yuruyus. Kosusturan sincaplar, agactan agaca birbirine seslenen kuslar arasinda cok huzurlu bir yuruyus...

Friday, November 13, 2009

37 Gun Kala Alingan Yunkabu

910 gr vermisim. Bu arada bu rejim sonunda icine girmeyi tasarladigim kotun icine girebiliyorum. Tabii zar zor, - hem de oldukca zor- ama olsun :)

Bu arada yazilarimi uzun zamandir okudugunu soyleyen isimsiz bir ziyaretcimin yorumu ile ilgili bir kac sey soylemek istiyorum. Diyette oldugum halde surekli tatli ve kurabiye yaptigimi , bu sebeple de ne yapacagimi bilmez halde oldugumu kendime yeni birseyler bulmak istedigimi dusundugunu yazmis. Hatta muzik dinlememi, kitap okumami tavsiye etmis.
Isimsiz ziyaretcim,
Oncelikle beni uzun zamandir okudugunuz yani bana bunca sure zaman ayirmis oldugunuz icin cok tesekkur ederim. Okunmak, hatta yeni yazi var mi diye arada ugranmak harika bir sey. Hep diyorum ya bu internet inanilmaz ! Herkesten uzakta ve oldukca yalniz ve asosyal oldugum boyle bir donemde tek iletisim kaynagim internet.. Evet diyetteyim. Diyette oldugum muddetce sanirim iki yeni tarif denedim. Bir iki eski tarifi yineledim. Bu dogru. Ama bu yaptigim pisirdigim herseyi yedigim anlamina gelmiyor. Cogunlukla yaptigim kurabiyelerin yarisindan fazlasini buzluga kaldiririm. Kalanini esim yer ya da cocuklar. Hatta bazen selamlasmaktan baska komsuluk iliskimizin olmadigi komsumuza gotururum:) Babam da uc ayligina bizde. Yani onlara yariyor pisirdiklerim:)Yeni tarifse tadina baktigim dogrudur. Ama esim yine de yapip tamamen ona yedirdigim icin bana cok kizgin. Bu diyet doneminde sadece Mantar Kurabiyesinden limitsiz yedim. Hatta yemeyi planlayarak tamamen bilincli olarak yaptim. Ama yine de ne yapacagimi bilmez halde oldugum icin yapmiyorum bu tarifleri. Ben tarif deneme isini seviyorum. Yaptiklarimi fotograflamayi seviyorum. Bu benim zevkim. Ne yapacagimi bilmez halde olmadigim gibi, bilakis neler yapacagimi cok iyi biliyorum ama zamanim yok. Biri 1, digeri 3 yasinda iki cocuklu, ve cocuklarini yalniz buyuten, yardimsiz buyuten full-time calisan bir anneyim. Yuruyuse dahi neredeyse kacarak cikiyorum. Her an bir sey cikabiliyor cunku. Ama muzik de dinliyorum araba kullanirken. Benim kucukler cok erken uyandiklari halde ve kucuk, azi dislerini cikartacagi icin tum gece surekli uyanip agladigi halde yine de uykumdan feragat edip gece yatmadan once kitap da okuyorum. Sizi kasvetli halimle depresyona sokmak istemem tabii, ne sizi ne de blogumu ziyaret edip okumak inceligini gosteren hic kimseyi. Ama ben ne isem oyum.

Sevgiler

Wednesday, November 11, 2009

40 Gun Kala

Bir hafta onceydi sanirim, tartildim. Tartilmak gafletinde bulundum. Yanlis yaptim, ibre hic kipirdamamis. Bir gram vermemisim. Kizdim, sinirlendim, diyeti bozdum. Daha once bahsettigim mantar kurabiye ile afiyetle diyeti bozuverdim. Diyet bozmanin keyfi de baskaymis canim ! Saglam kahvaltilara basladim. Gecistirilen ogle yemegi ve hafif aksam yemeginden sonra cikolata yemelerim de oldu. Ama gunluk 1 saatlik (6 km) yuruyusumden hic vazgecmedim. Alistim. Yurumezsem cok fena hissediyorum. Eskiden yururken muzik dinlerdim, simdi dinlemiyorum. Cok hasretini cektigim sessizligi dinliyorum. Kendi dusuncelerimin icine dogru kah yuruyor, kah kosuyorum.
Sonuc:
1-Yediklerime dikkat etmeye aksam abur cuburuna dalmamaya yeniden karar verebilirim.
2- Henuz 40 gunum daha var.
3- Keyfimin kel kahyasi benim.
4- Bu blogta benim borum oter ! Ister yanlis ister dogru !

Wednesday, November 4, 2009

Cadilar Bayrami

Aslinda siralama sasti. Once cadilar bayrami vardi,31 Ekim. Ertesi gun hayvanat bahcesi gezisi. Ayni gun Findikli kurabiye ve Findikli-cikolatali kek. Birkac gun sonra limitsiz yedigim kurabiye... Yani simdi taa basa donuyorum, cadilar bayramina.

Kafami kurcaliyor... Yurt disinda buyuyen cocuklarin noel bayramina, tipki hristiyan bir cocuk gibi hazirlanisi.. Ya da yasadiklari ulkenin herhangi bir bayramina, ozel gunune dahil olmalari... Galiba buna karsi gelmek asil imkansiz olan. Ben yilbasinda evlerin isil isil olmasini seviyorum. Karsi komsumuz her sene ayni susleri cikartiyor ortaya, susluyor evini. cati boyunca siralanmis isiklar yanip yanip sonuyor geceleri. Icime garip bir huzur verdigi de dogru. Mesela su an suslemelerini beklemekteyim. Kosedeki belediye binasinin onune konacak isikli geyikleri de bekliyorum. Ama bana sorarsaniz evimi suslemedim hicbir zaman. Noel icin birsey yapmadim. Yilbasi da benim icin pek bir sey ifade etmez. Ekstra yenen kuruyemisden, ekstra senlikli tv den oteye gecmemistir hicbir zaman. Ama bu yil markette plastik bir balkabagi elime alip alsam mi almasam mi diye dusundum. Cocuklarin icine seker konmasi icin uzattiklari balkabaklarindandi. Evin onundeki ciceklerin arasinda guzel durabilir diye dusundum. Sonra amaaaan deyip yerine koydum. Ne isim olur, dedim. Ama elime almis olmam bile cok buyuk bir farkti benim icin. Onceden kafami cevirip bakmazdim, gormezdim bile. Tum evlerin onundeki suslemeler, marketlerdeki ivir zivir sonunda benim bile aklimi celdi. Ben her ne kadar uzaksam da bu memleketin adetlerine, kapimizi calacak olan cocuklar icin bir suru seker aliyorum tabii. Cocuklar elleri bos donmesin, gunun keyfini cikarsinlar, eglensinler. Seker ikram ederim ama susleme yapmam yani :) Kafami daha da karistiran bizim cocuklarin hali. Simdi pek bir sey anlamiyorlar ama ilerde? Okullarinda hazirliklar, bu konulu resimler vs yapildiginda havaya girmeyecekler mi? Bizden de evimizi suslememizi beklemeyecekler mi? Hatta belki seker toplamaya cikmak isteyecekler. Daha da otesi belki kostum giymek isteyecekler... Yasadigi yere uymasi bu mudur insanin? Kacinilmaz midir? Ben de Almanya'da buyudum. Ama yumurta boyadigimi hatirlamiyorum.Okula orda baslamadigim icindir. Belki orada okusaydim.. Komsumuz turk ailenin oglu yemekten sonra ellerini hristiyanlar gibi birlestirip amen derdi, gittigi anaokulunda ogrenmisti. Gelecegimizi merak ediyorum: Cocuklarimiz burada mi buyuyecek, burada mi okula gidecek? Ben bir gun ogullarimin elinden tutmus, bilmedigim bir kapinin zilini calip gulumseyen suratla iyi geceler mi diyecegim? seker mi toplayacagiz? Yasadigin yere uyum saglamalisin. Bu tamam, kesinlikle tamam. Ama onlardan biri imiscesine davranmak?..

Tabii Yunus bir sey anlamadi elenden gidenden. Onu tek ilgilendiren Metenin bahce kovasi icine topladigimiz sekerlerdi. Birini uzun ugraslardan sonra acmayi da basarmis, yemeyi de:)

Mete'nin de tam olarak ne olup bittigini anlamadigina eminim. Ama cocuklari bekledi. Onlar geldikce dedesi onlara seker verdikce, o da avuclarina seker doldurup onlarin torbalarina koymaya calisti.

Seker dagitma isi bu yil da babama kaldi. Hem cok eglendi hem de yoruldu. Kapi her acilisinda Yunus'u icerde tutmaya calismak ayni anda seker dagitmaya calismak kolay degildi.

Findik Yagmurunda Semsiyesizim !

Babamin koyden getirdigi 3 kavanoz kavrulmus findik + 7 hazir paket findik... Yani ne yapabilirdim? Descartes demiski: "Yagmur yagarsa yerler islanir" Islandi da !

findikli kurabiye1

Findikli Kurabiyenin(Tarif)cogunu buzluga kaldirdim. Kalani babam ve esime ikram edildi. Yalan yok, ben tam 3 tane yedim. Gelelim findikli ve cikolatali kek tarifine.

findikli ve cikolatali kek1

Yogun findik tadi ile harika bir tarif daha. Gerci ben ufacik bir dilim yiyebildim sadece. Hani gonul isterdi ki soyle guzel bir kahvenin yanina buyukce bir dilim alip tadina vara vara yemek...

findikli ve cikolatali kek2

Zeytinyagli Pirasa ve Mutlu Rejim

zeytinyagli pirasa

Keyfim gicir. Evde yalnizim, cocuklar dedeleriyle disarda, evin onunde. En sevdigim kurabiyelerden birini yapmisim ustelik bolca findik kullanmisim. Ustelik kurabiyeden limitsiz yemisim !!!! ooohhhhh ! iste hayat bu ! Simdi de yuruyuse cikacagim, acaba yedigim kurabiyeleri bu yuruyusle etkisiz hale getirebilir miyim ? :))))))

Bu zeytinyagli pirasayi bloga eklemem gecikti. Gecen hafta pisirmistim. Yunus cok sevdi. Ben de cok meraklisi olmadigim halde keyifle yedim. Tarife buradan ulasabilirsiniz.

Tuesday, November 3, 2009

47 Gun Kala Umutsuzluk

Bu ara istahim acilmaya basladi sanki. Acaba kendimde hicbir degisiklik olmadigini dusunmem yuzunden iradem mi zayifliyor? Bollasan pantolon yok hala... Dun gunluk yuruyusumu 4 den 6 km ye cikardim. Ama sadece yuruyus ile bu is cozulmeyecek sanirim. Bir de bugun Baking & Desserts adli bir kitap aldim. Icindeki tariflere daldim gittim. Eger sure bitip de 4 kilocugu veremediysem 6 ay yeni bir tarif deneyemeyecek miyim yani... Off ki of !

Saturday, October 31, 2009

Beynimi Kemiren Gümeler ve Findiklar

gume2

Kokulu uzum diyoruz biz, genelde de oyle mi deniyor bilmiyorum. Siyah uzum. Hani kabugunu yemeyiz. Iste o uzumun suyu (sira) , misir unu, biraz seker , cok az bugday unu kaynatiliyor. Boylece pepecura yapilmis oluyor. Onceden ipe dizilmis findiklar, pepecuraya batirilip ipe asiliyor. Asilanlar bir sure sonra ayni isleme tabi tutuluyor yine. Sonunda da kurumaya birakiliyor. Ortaya bizim cok sevdigimiz bir lezzet cikiyor. Pepecuranin hazirlanisi annemden, Findik dizme, batirma, asma islemleri babamdan. Yemesi bizden :)

gume1

Simdi bu gumeler butun gun mutfak tezgahinin uzerinde oylece duruyorken benim iradem nasil dayansin? Ustelik bunca zaman yememisken, bu kadar ozlemisken... Aslinda beni simdiden baska bir korku sardi. Kayinannemin gonderdigi kadayifi yapinca benim halim ne olacak ???

gume3

Ve findiklar. Her gorus alanima girdiklerinde arama motoruna findikli kurabiye yazmamak icin kendimi zor tuttugum findiklar. Daha once denedigim findikli tarifleri (mantar kurabiye, shape and bake kurabiyeleri, findikli kurabiye) tekrar yapmak icin duydugum buyuk istek! Oy oy oy !

findik

Friday, October 30, 2009

51 Gun Kala Buyuk Itiraf

1 bardak cola ictim :(
Ufak bir dilim tiramisu yedim :(

Bunun yanisira yuruyuslere tam gaz devam. Hergun 40 dk yuruyorum en hizli tempoda. Yediklerime dikkat ediyorum. Ama babamin getirdigi findiklar ve gumeler beynimi kemiriyor.

Tuesday, October 27, 2009

54 Gun Kala

Zayiflama Projemin 6 gununu geride birakmisim bile. Ilk gun midem rahatsizdi. Nerdeyse tum gun birsey yiyemedim. 6 gunde 3 kez yuruyus yaptim. Biri disarda site icinde, biri camliktaki yuruyus parkurunda 2022m., biri de kosu bandinda. Aksamlari salata agirlikli yiyorum. Dondurma yemiyorum. Aclik hissi ile dolaniyorum ortalikta. Bir de hulahop aldim. 15-20 dk ceviriyorum aksamlari. Ama yararli mi zararli mi tam kestiremedim...

Tuesday, October 20, 2009

Zayiflama Projesine 1 Gun Kala "Alelacele" Paskalya Coregi

Paskalya Coregi 1

Sanki kovalayan varmis gibi... Mutfakta ayni anda bir kac acil isi yaparken aradan bir de corek cikiverdi. Bugune pismesi sart miydi? - Sartti ! :) Yarin kilomu ogreniyorum, rejim basliyor, nasil yiyecektim bu corekten tadina vara vara... Yedim. Hatta abartmisim, aksam yemegi yerine gecmis oldu. Ama iyi de oldu, hem de pek guzel oldu. Tarifin sahibine cok tesekkurler.

Paskalya Coregi 2

Kendime Not: Seker oranini azcik arttir. Ve bir dahaki sefere tam olcu yap ve yagi tam zamaninda eklemeyi sakin unutma !

Monday, October 19, 2009

Bu Da Benim Projem Olsun !

Blogspotta geri sayim kutucugu varmis meger. Gorur gormez aklima ilk gelen ne icin geri sayim yapabilirim, diye dusunmek oldu. Aklima birsey gelmeyince de, bekledigim hicbir sey yok mu, bu kadar mi umutsuzum, hedefsizim, dedim. Ama sonra isik yandi. Hem de birkac gundur beni cok sikan bir konu ile alakali : (Yeni bir sey degil) Fazla kilolarim. Bu fazlalik oyle cok birsey degil ama zaten can sikan kismi da bu zaten. Az oldugu halde verememek beni bunaltiyor. Hepsi hepsi 4 kilo ! Yememekle olmuyor, denedim. Kosu bandi kapali kapi arkasinda sessizce beni bekliyor. Hatta, elbet duseceksin elime, der gibi duruyor. Tembellik ve zayif irade, kolkola geziniyorlar ruhumda. Sadece bir karar vermeye ihtiyacim var, ama gercek bir karar. ( Bu cok gereksizmis gibi gorunen yazi da, karar vermek icin kendime gaz verme niteligi tasiyor) Tumuyle inanmak. Yoksa yerlesecek bu 4 kilo. Hayatimin sonuna kadar benimle gelecek, 4 ile kalsa iyi, arkadaslari da gelecek. Yas 35. Acilen birseyler yapmali. Tamam 20'li yaslarimi gectim, iki dogum yaptim, gercekci davranarak eski-ideal kiloma 2 kg da ben ekliyorum. Hedef 52 kg. (52 yi goreyim, 50 hakkinda tekrar dusunurum :)

Geri Sayim kutucugunu soyle en ust koseye yerlestirecegim amaaaa sure? 3 ay? cok mu? 2 ay ?
Yalniz baslamak icin su anki kilomu netlestirmem lazim. Evdeki baskulden emin degilim. Fazla tarttigindan kuskuluyum. O halde klinikte tartilsam? Hamilelik kontrollerim boyunca tartildigim baskul ile gonul bagim var:))) Yine o soylesin bana aci gercegi ! O halde 2 gun sonra ogreniyorum ve basliyorum. Sureyi de sectim: 2 ay.

Gelelim kurallara:

1 Evimize hic girmezken nedense bugunlerde ayrilamadigimiz Cola ! Bu iki ay icinde Cola icmek yok, meyve suyu da yok. Sadece su !

2 Aksam dondurma keyfine son! Sam's Club'taki 4 cesit berry'li Sundae ile 2 ay sonra (odul babinda) (bu babinda kelimesini dogru yazdim mi acaba) bulusmak uzere simdilik veda ediyorum.

3 Aksam yemeginden sonra sadece su icilebilir, cok istenirse meyve. Baska abur cubur yok!

4 Ve kosu bandi ! Her gun ziyaret edilmeli !

Iste Proje : 60 gunun sonunda bu kotun icine rahatca girebilmek
(Bu kot su anki bedenimden 1 beden kucuk)

Projemi basari ile tamamlayamadigim taktirde :

Tam 6 ay yeni bir tarif denemeyecegim ! Oy oy oy !

Thursday, October 15, 2009

Her Zaman Degil

Bunca dert yakinirken uzakliktan ve yalnizliktan, bazen yine de cok daha uzakta olmak istiyorum. Telefonun, internetin ulasamayacagi kadar uzakta... Bazen...

Monday, October 12, 2009

Sosyallesmek Adina

Sirke (!) gittik. Ben nedense buyuk bir cadir beklentisi icindeydim. Izleyiciler icin egimli koltuk duzeni. Sirk muzikleri (boyle bir muzik cesidi yok herhalde ama benim kastettigim filmlerde izledigim sirklerde calinan muzikler, dinleye dinleye asina oldugumuz) caliyordu hafiften kafamin icinde, daha yolda iken. Havaya girmistim, yalan yok! Kafesten cikarilan aslan, trapez gosterisi, acayip komik bir palyaco (c harfi alttan noktali tabii), akrobatlar falan bekliyordum. Aslinda bileti odemeden once iceriyi gormus olsaydik, hic suphesiz eve geri donerdik. Ama biz elimizde biletlerle gittik. Gelmisken oturalim dedik. Bir kere cadir yoktu. Kapali bir basket sahasi. Oyle gicir gicir bir saha da degil, oldukca bakimsiz. Sahne kucuk bir yuvarlak. Iki yaninda uc sira dizilmis sandalyeler. Yer bulmak dert degil, biz en one yerlestik. Hatta herkes geldikten sonra bile on sirada hala bosluklar vardi. Arka siralar da bostu. Ama mesela klimasina diyecek yoktu. Bu, sicagi dort mevsim yasadigimiz memlekette, arabadan bina iclerine girene kadar kavrulmamiz, icerde ise donmamiz gelenegi sasmadi. (Bu arada bu ayda bu kadar sicak en son 30 sene once yasanmis, biz serin havalar beklerken hala kavruluyoruz. Cocuklari parka goturebilecegim havalari bekliyorum, kimbilir belki kasimda gidebiliriz ! ) Bir de soguk almis bulundum bu sosyallesme calismasinda.

Sozun ozu su bir zamanlar sirklerde -gercek sirklerde- calismis ve artik emekliligi yaklasmis bes arkadas sirkimsi birsey yapalim, biraz para kazanalim, demisler. Sunuslari yapan kadin 70 lerinde. Yilan gosteri'ni -ki gosteri yilanin 2 dakika boyunca omuzda tasinmasindan ibaretti.- yapan genc ayni zamanda palyaco idi. (Grubun tek genc elemani da oydu) Ayaginda borular, levhalar ceviren amca (!) guzel bir gosteri cikardi. Ama maalesef ciliz alkislara maruz kaldi. Hele bir "Amazing Marlin" vardi ki oy oy oy ! Lobut gosterisine cikti tamam . Palyacodan (Palyaconun gosterini anlatmiyorum bile.) sonra denge gosterisine yine Marlin geldi. Borucu amcadan sonra iple gosteri yapan yine Marlin'di. Hatta gosteri bitip ortaliga satilmak uzere balonlar, cocuklar binsin diye ponyler getirdiklerinde, Marlin yine ordaydi. Bu kez cocuklarin yuzune boya yapiyordu. Gercekten "Amazing" idi Marlin... Ben kopekler gosterisine kadar fotograf makinemi cantamdan cikarmadim bile. Icimden gelmedi. Mete de sonlara dogru ilgi gostermeye basladi sahnedekilere. Ona gore elindeki sirk biletleri, sahnedekilerde cok daha ilgi cekici idi. Yunus ise sirk muzigi yerine modasi gecmis pop sarkilari ile ellerini sallayarak ritm tutup eglendi. Sanirim ailecek zevk aldigimiz tek gosteri, kopeklerle olandi. Hepimiz pur dikkattik.

Sonuc:

1-"Olsun be, iyi ki gelmisiz." dedik. Konusacak yeni birseylerimiz oldu. Bizim icin fazlasiyla rutin gecen asosyal hayatimiza bu sirkimsi sey ( bile ) degisiklik katti. (Aslinda ne aci !)

2-"Bir gun gercek bir sirke gidelim muhakkak, bugunle kiyaslayip ne egleniriz ama ! "dedik.

3- Eglendigimizi farkettik !!! Sadece bize ait esprilere bir yenisi eklendi :)

4- Simdi kimseyle tek kelime konusmaksizin izledigimiz bu gosteri sayesinde biz sosyallesmis olduk mu olmadik mi? Sahi ben unuttum, sosyal olmak nasil bir seydi?
...
Not: Bu arada Kristin , Mete'ye konusmayi ogretebilmek icin, once bizim ona ingilizce ogretmemizi tavsiye etti !!! Oy Kristin Oy !

Tuesday, October 6, 2009

Benden Haber

Sag bilegimdeki baloncugun icindeki siviyi cektiler bugun. Sag elim dinlenecek kisa bir sure. Kisacik bir sure. Yeni tarif denemesi yapamayacagim ama gevezelik etmeye gelirim :)

Monday, October 5, 2009

Kristin Dedi Ki :

Kristin dedi ki: Oglunuzun sosyallesmesi lazim ! Kristin kim? Gec konusan cocuklarin egitiminde uzman konusma terapisti. Gencecik bir kiz. Oglumuz sosyallesmeli imis ki , cocuklarla oynasin, iletisim kurmak icin konusmaya yonlensin.

Kristin, oglunuz sosyallessin, dedi. Peki annesinin asosyalliginin cozumu ne olacak Kristin? Annem, babamdan, ablamdan, arkadaslarimdan, 30 yillik komsularimizdan, bakkal Mehmet amcadan, ayni semtte yasamini surduren ilkokul, ortaokul, lise arkadaslarimdan, onlarin annelerinden, bizim mahallenin esnafindan, kurs arkadaslarimdan, is arkadaslarimdan, sadece ayni semtte oturdugumuz icin asina oldugum tum yuzlerden , herseyden uzaktayim. Hem de oyle bir uzaklik ki, okyanus otesi. Bazen diyorum ki, yine uzak olsaydim da ama mesela Turkiye sinirlari icinde olsaydim. Ayni dili konustugum, ayni gecmise sahip oldugum, ayni sevincleri, ayni uzuntuleri yasayan insanlarla olsaydim. Yeni baslangiclar bir kapi otemde olurdu. Komsular edinirdim, yeni dostluklar kurardim. Cocuklarimin, onlarla ayni dili konusan akranlari, arkadaslari olurdu. O zaman Kristin diye bir tip hayatimiza girmezdi. Yarama tuz basmazdi.
Oglum simdi , bilmedigi bir dilde konusan Kristin ile konusmayi ogrenmeye calisiyor...

Uzakta olmak zormus ama uzakta cocuk yetistirmek kat kat daha zormus. Ben yalnizligimi tv dizileriyle boguyorum, onu bogarken ben de boguluyorum ama ya cocuklarim?

Monday, September 28, 2009

Pazar Terapisi

kiymali sarimsakli corba

Yorucu bir pazar gunu gecirdim. Tamamen mutfakta, ayakta ve tezgah uzerindeki bilgisayardan gozucu ile kacirilan dizi bolumlerini izleyerek. 5-6 saat oturmamacasina ayakta kalinca mutfakta isim bittiginde kendimi koltuga zor attim. Peki ne yaptim: Kiymali bezelye yemegi, kiymali sarimsakli corba, bulgur pilavi, patates ve kabak kizartmasi, findikli recelli kurabiye, muhallebi. Tabii ara ara bulasik, durulama, yer kaplamasinlar diye yerlerine kaldirma, cocuklarin yemeklerini hazirlama yedirme. Ama butun yoruculuguna ragmen galiba bana iyi geldi. Kafam tamamen yemeklerde ve dizilerde, baska hicbirsey dusunmeye firsat kalmaksizin calistim. Bir cesit pazar terapisi oldu :)

Yaptigim corba kayinannemin tarifi. Esimin favori corbasi. Belli bir ismi yok. Icinde kiyma ve sarimsak var diye, adinin kiymali ve sarimsakli corba olmasina karar vermistik. Tarif de oyle olculu falan degil. Ama ben yine de yazayim.

Kiymali Sarimsakli Corba

Yarim avuc kiyma
Iki dis sarimsak
ince kiyilmis maydanoz
bir avuc princ
1 kasik salca
siviyag ve 1 kasik margarin
Hepsini ayni anda tencereye koyduktan sonra ocagi acip biraz kavuruyoruz, sonra suyunu ve tuzunu ilave edip orta ateste pisiriyoruz. Hepsi bu!

Saturday, September 26, 2009

Ogluma Pasta Yaptim ! (2)

IMG_5008 (533x800)

Ama dogumgunu icin yanlis bir pasta secmisim. Keske Ahududulu pastayi yapsaymisim yine. Mete'cigim sana soz annecim, bir dahaki dogumgununde harika bir pasta yapacagim. Gerci bir gece bekleyince bu fotograftaki goruntu degisti. Pandispanya, surup ve krema ile ozdeslesti. Boyle kalin bir tabaka gibi kalmadi pandispanya. Yani guzel bir goruntu cikti ortaya. (Fotografini cekemedim. Cekmek icin istegim de kalmamisti galiba)Ama suruptan midir bilmem, biraz sekerli oldu. Aslinda haksizlik ediyorum pastaya. Tadi guzeldi, ama diyorum ya dogumgunu icin biraz basit kaldi. Icime sinmedi hic.

Tuesday, September 15, 2009

Bir zamanlarin yemek blogu olmaya calisan blogu, simdinin daldan dala ucusan blogu

Limonlu Hashas Tohumlu Kek 2

Galiba hala bir ikilem icindeyim. Bu bir yemek blogu mu, degil mi... Isimlendirmek, etiketlemek sart mi? Degil ama alistirilmisiz iste. Kafamin ici rahatsizlik duyuyor kavanozun uzerinde isim yazmiyorsa. Cam kavanoz nasilsa, icini goruyorum diyorum, ama yok yazmak durtusunden kurtulus yok. Sonra basliyor, beyaz bir kagida el yazimla yazip mi yapistirsam, kendinden yapiskanli kagida mi yazsam, bilgisayar harflerinden elyazisini mi secip yazdirsam... Uzun gibi gorunse de aslinda 1 saniyede gecti bunlar aklimin rayindan. Onemsizdi, simdi niye dile gelecegi tuttu onu da bilmem. Yine konudan uzaklasiyorum. Diyorum ki bloga ara vermek iyi bir fikir degilmis. Guncelleme aliskanligimi yitirdim sanirim. Tamam vakitsizlik hala yakamdan sallaniyor. Ama vakitsizlik icinde vakit yaratabildigim anlarda artik ilk secenegim blogumu guncellemek degil galiba. Erteliyorum. Ertelenen blog oldum.
Oysa aklimda surekli yeni bir post ekliyorum buraya. Ama fiile donusunceye kadar bayatliyor konu. Ne yapmali? - Bir sey yapmamali, akisina birakmali :) E o halde ne anlatiyorum ben iki paragraftir !!! Ayyyyyyyyyy !

Gorunen o ki yazmamakla iyi bir secim yapmisim aslinda. Yazmakta direnince bu garip yazi cikti ortaya. Belki de ertelenmislik o kadar kotu bir sey degil ... Tamam tamam sustum ! (Sarkidaki gibi...)

Limonlu Hashas Tohumlu Kek
Tarif Cafe Fernando'dan. Beni yaniltmayan bir tarif daha. Sanirim gercek bir yemek blogunun en olmasi gereken ozelligi bu. Tariflerde guvenirlilik ! Paylasimin icin tesekkurler Cafe Fernando.

Sunday, September 6, 2009

Ogluma Pasta Yaptim ! (1)

4

Herkesten uzakta olunca mesela bir fotograf karesinde ailecek gozukemezsiniz. (Makineyi otomatik cekime ayarlamak ayri bir huzun sebebidir...) Sonuc olarak fotograflarin biri anneli, biri babalidir. Uzakta ve baska memlekette olunca bayramlarin hicbir anlami yoktur, bayramlasacak birileri olmayinca. Uzakta olunca kotu gununuzde yalnizsinizdir, iyi gununuzde de...
Kalin siyah kadife perdeler beni iclerine dogru cekiyorlardi ki, ben bu pastaya odaklandim. Iyilik hallerim beni terketti terkedecek diye dusunmektense dersimi calismaya basladim hem de iki hafta onceden. Tarifin ciktisi alindi. O da yetmedi, yorumlarin da ciktisi alindi. Yorumlar cok yararli oluyor ve tabii onlara verilen cevaplar da. Okundu, okundu, bir daha okundu. Eee daha once hic gercek bir pasta yapmamisim. Tecrubesizlik beraberinde tedirginligi de getiriyor. Sonra
malzeme listesi ayri bir kagida yazilip alisverise cikiliyor. Yorumlardan ogreniliyor ki pastanin yapimi uzun. Cozumse on hazirlik yapmak. Bizim evde zaman altin degerinde oldugundan on hazirliklara baslaniyor. Cikolatali ve krem peynirli krema , ahududu sosu hazirlanip buzluga kaldiriliyor. Yorumlara gore krema yetismiyormus, o halde krema fazladan aliniyor. Savasa
hazirlanir gibi : Kilicim, zirhim ve herseyimle hazirim. Bir gun buzdolabinda beklemesi daha iyi sonuc veriyormus, peki oyleyse dogumgununden bir gun once yapilsin pasta. Es, isten donmeden pandispanya yapiliyor. Hani olur da sonuc basarisiz olursa, ikinci deneme icin vakit kalsin. Buyuge kucugu itmemesini soyleyerek, azcik sakin durmalari icin reklam kollayarak, arada birinin altini degistirip digerinin karnini doyurarak pandispanya firina veriliyor. Veriliyor ama firin beye binbir rica edilerek. Firin ricami kirmiyor.

2
Pandispanyanin tarifi mukemmel sonuc veriyor. Vayy pastaneciler bu tarifi mi kullaniyor diyorum. Oyle bir galeyana geliyorum ki, esimin isten donmesini beklemeden pastaya baslayasim var ama tutuyorum kendimi. Yoksa cocuklar rahat durmaz her kat arasi uzun molalar veririm. Krema yumusar kivamini kaybeder filan neme lazim. Sonra start alinir ve baslanir benim terapi pastama ! A kolaymis. Su krema bu sos derken fazla karmasik gorunmus ama hic oyle degilmis. Evet el oyaliyormus ama kolaymis. Ve sonuc : Suslemeyi becerememis olsam da, tipki pastane pastasi gibi, hatta belki daha guzeli. Cunku tadi insanin icini bayiltmiyor. Hersey tam kararinda. Sariyer'imin Goze pastanesinin pastalarini hatirlatti bana. Sozun ozu, superkulade :)) (Bu uyduruk kelime Genis Aile dizisinden)
Kuzum, dogumgunu pastasini babasi ve abisi ile ufledi (Anne o arada fotograflarini cekiyordu) Arada pastanin arada oglunun fotograflarini cekip evde dogru isigi bulabilmek icin oda oda dolandi. Bu arada pastanin tadina bakan Yunus'um sanirim begendi. Abisi ise bilmedigi hicbirseyi tatmamak kararinda tavrini surdurdu...

1
Bana ve tarifi uygulayan herkese ayni sonucu aldiracak bu harika tarif icin Zinnur Hanima cok tesekkur ediyorum. Iyi ki paylasmis !

3

Wednesday, September 2, 2009

:)

Ah bir otursa, bir yuruse, bir konussa derken biri 3, biri 1 yasina gelmis bile. Hala iki cocuk annesi olduguma sasiriyorum bazen. Kucuk de ayaklandi da babasinin is yerini abisiyle birlikte dagitmaya basladi bile.

Sunday, August 30, 2009

Kremali Kereviz Corbasi

kremali kereviz corbasi

Turkiye'ye donusu hayal ediyorum. Gozumun onunde beyaz duvarli ve pencerelerinden bol isik alan bir ev canlaniyor. Kucuk ama kullanisli bir ev. Mutfagi ne cok buyuk ne cok ufak. Ve muhakkak balkonlu. Balkonlari cok ozledim.
Buradaki esyalarimin, mutfakta kullandigim arac gerecin ne kadarini goturebilecegim hic bilmiyorum. Donus konusunda karar vermissek de, aslinda donus tarihimiz tamamen belirsizligini koruyor. Belki bir yil, belki iki yil sonra. Ama simdiden detaylar uzerinde dusunmek zevk veriyor. Karar verildi ya, simdi daha yakinim Istanbul'a. Evimizin penceresinden baktigimda (umarim) insanlar gorecegim, yuruyen , konusan, gulen... Hatta yollarda kediler kopekler olacak kimsesiz, berdus... Sessizlige ihtiyac duydugumda buradaki gunlerimi anacagim. Buraya donmek isteyecegim gunler de olacak... Isinlanma ile ilgili son durum ne acaba?

Kremali Kereviz Corbasi
(Kereviz paketinin uzerindeki tarif)

1 yemek kasigi tereyagi
3/4 cup ( 1 cup= 250 ml'lik su bardagi) dogranmis sogan
3/4 cup kucuk parcalar halinde kesilmis kereviz
1/2 cup havuc (yine kesilmis)
1/2 yemek kasigi kekik (Ben bir arkadasimin tavsiyesi ile kekik yerine yenibahar kullandim. Hos bir aroma katti)
5 yemek kasigi princ
4 cup tavuk suyu ( 4 cup suya tavuk bulyon ekledim)
1/8 yemek kasigi tuz
1/8 yemek kasigi karabiber
1/2 cup krema

1. Tereyagini tencerede ,orta ateste, erittikten sonra sogan, havuc ve kerevizleri ekleyin. Kahverengilesmelerine izin vermeden, sebzeler biraz yumusayana kadar yaklasik 4 dakika surekli karistirarak pisirin. Kekik ve princi de ekleyip 1 dakika daha karistirin.

2. Tavuk suyunu ekleyip kisik atese getirin. 15 dakika veya princler pisene kadar pisirin. Tuz ve karabiberi ekleyin.

3. Corbayi blendirdan gecirip kremayi ekleyin. Sicakken servis yapin. (Kremayi ekledikten sonra bir kez daha atesin uzerine alip kaynamaya baslayinca da corbayi atesin uzerinden aldim)

Not: Fotografta ozellikle taneler biraktim, icindekiler belli olsun diye.

Thursday, August 27, 2009

Alisilmamis Sessizlik

Onlar koltuklarinda guzel guzel uyuyorken araba kullanmak cok zevkli. Onlari yataklarina yatirip bilgisayari acmak evin sessizligine istirak eden buzdolabinin sesini dinlemek cok zevkli.

Bugun: Allahim bugun evin tam kapatilmamis (!) kapisini itip disari cikip garaj kapisina kadar giden Yunus'umu, basina birsey gelmeden bulabildigim icin sana sukurler olsun...

Monday, August 24, 2009

Dort Yil Olmus !

Icimde bir suru kusla ucaga binmistim. Ikinci kez Amerika yolcusuydum. Gece kitaya ayak basip, gunesin aydinlatacagi yeni gunde de evlenecektim. Ucagin camindan disari bakiyordum. Ilk yolculugumda firtina sebebiyle ilk ucak zamaninda yere inememis, mutlu sona erdigimizde ise New York yerine Philedelphia 'ya inmisti. Gecenin bir yarisi havaalaninin yonlendirdigi bir otelde kalmis sabah 5 te havaalanina donmustum. Urkmustum, ingilizce bildigim halde, ingilizcelerinden hicbirsey anlamadigim bu insanlarin kentinde. Bu kez zamaninda inmek ve ikinci ucaga yetismek icin dua ediyordum. Gelinligim benden bir gun once varmisti Amerika'daki yeni adresime... Ama yine olmadi. Ucak yine inemedi, yine turlar attik havada. Benzin almak icin baska bir kente gittik. Icimdeki kuslar sanki havasizliktan inliyordu. Charlotte yerine Atlanta'ya gittik. Atlanta havaalani cook buyuk. Trene bineceksin dediklerinde havaalanindan cikip tren arayacagim sandim:) Gozlerimdeki endisenin buyuklugunu tam anlayamamis olsa da yan koltuktaki yol arkadasim, sadece "merak etme cok kolay bulacaksin" dedi. Oyle de oldu. Gec de olsa, vardim. Ertesi gun de evlendim. 24 Agustos'ta. Esimin dogum gununde. Hicbir zaman salonda yapilan dugunlerden istemedim kendim icin. Oyle kokteyller falan da istemedim. Kir dugunu gibi hayallerim de yoktu. Sadece nikah dairesinde kiyinan bir nikah vardi aklimda. Hatta donem donem mustakbel esimle ikimiz gider nikahi kiydirir cikariz diyordum kendi kendime. Aslinda dualarim bir bakima kabul oldu. Bir otelin bizim icin ayrilmis bolumunde 30-40 kisilik bir davetli grubuyla dugunumuz kutlandi. Ben esimle yalniz gibiydim. Cunku davetlilerin hicbirisini tanimiyordum. (Ilk ziyeretimde evlerine konuk oldugum iki cift haric). Nikah dairesi planim da olmadi. Havuz basinda, esimin evlendirme yetkisi olan bir arkadasinin saginda ve solunda ayakta durmak suretiyle nikahimiz kiyildi. Hatta once ingilizce sonra turkce kiyildi. Aslindabir cok bakimdan garip bir gundu ama ayni zamanda esim ve benim icin cok hos bir gundu:) Iste tam dort sene onceydi... Aklima bir sarki geldi : Sen tam bana goresin ! diye basliyordu nakarati...
Esime Ozel : Seni cok seviyorum. Iyi ki dogdun, iyi ki benimlesin, iyi ki bizimlesin.